BAL-GÖÇ Kongresi Gerçekten Bir Seçim Miydi, Yoksa Kimlik Tasfiyesi mi?
- Mert Morava

- 3 Oca
- 2 dakikada okunur
BAL-GÖÇ’teki olağan genel kurul, önceki başkan adaylarından Kader Özlem’in sert çıkışıyla tartışmaların merkezine oturdu. Özlem, süreci kimlik tasfiyesi olarak nitelendirdi.

Bursa’daki Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BAL-GÖÇ) 28 Aralık 2025 tarihinde gerçekleştirdiği olağan genel kurul ile camia içinde büyük bir kırılmaya yol açtı. Önceki dönem genel başkan adaylarından Kader Özlem, sürece ilişkin açıklamalarıyla tartışmaları bambaşka bir boyuta taşıdı. Özlem, kongrenin artık bir seçim etkinliği olmaktan çıktığını belirterek, yaşananları “Bursa’daki göçmen camiaya karşı kurgulanmış organize bir operasyonun ikinci perdesi” olarak nitelendirdi.
“Camiamız Yanıyor”: Kader Özlem BAL-GÖÇ’te Yaşananları Anlattı
Kongre mi, Tertip mi?
Özlem’in açıklamalarında en dikkat çeken nokta, BAL-GÖÇ’ün tarihsel misyonunun bilinçli şekilde tasfiye edildiği iddiası oldu. “Camiamız bir kere daha tarumar edilmiş, kalbine saplanan hançer artık ölümcül hale gelmiştir” diyen Özlem, sürecin yalnızca yönetim değişikliği ile açıklanamayacağını vurguladı.
Özlem, derneğin kuruluş amacından sistematik biçimde uzaklaştırıldığını ifade ederek, “BAL-GÖÇ, bugün Bulgaristan göçmenlerinin kendisini ifade edebildiği bir yapı olmaktan çıkarılmıştır” dedi. Üyelerin büyük ölçüde göçmen olmayan kişilerden oluşturulduğunu belirten Özlem, camianın asli sahiplerinin söz hakkının ellerinden alındığını savundu.
Kimlik ve Temsil Sorunu
Kader Özlem, sürecin basit bir yönetim sorunu olmadığını, doğrudan bir kimlik ve temsil meselesi olduğunu belirtti. BAL-GÖÇ’ün göçmen hafızasını ve mücadele geleneğini temsil eden bir kurum olmaktan uzaklaştırıldığını vurguladı. Özlem, “Bugün yaşanan şey bir seçim kaybı ya da kazanımı değildir. Bugün yaşanan şey, göçmen iradesinin gasbıdır” ifadeleriyle süreci sert bir dille eleştirdi.
Ünvanlar Bir Kenara, Camia Öncelikli
Özlem, tüm camiayı sorumluluk almaya davet ederek kişisel hesapların ve egoların önemini kaybettiğini söyledi. “Durumun farkında olan tüm dava adamlarına, kanaat önderlerine, BAL-GÖÇ’ün eski yöneticilerine, şube başkanlarımıza ve yöre derneklerimize sesleniyorum: Herkes kimin ne ünvanı varsa bir kenara bırakmalıdır. Egolardan arınarak bu camia için geçmişte ter dökmüş akil insanlar olarak bir masa etrafında buluşmalıyız. Çünkü camia yanıyor.”
Sessizlik Ortaklıktır
Özlem, suskun kalan kesimlere de mesaj gönderdi: “Bugün susanlar, yarın bu yapının tamamen kimliksizleştirilmesine şaşırmamalıdır.” BAL-GÖÇ’ün asli sahiplerinin iradesi yeniden hâkim kılınana kadar mücadelenin süreceğini belirten Özlem, sürecin sadece geçici bir kriz olmadığını, kalıcı sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
Sonuç ve Uyarı
Kader Özlem açıklamasını, “Bu camia sahipsiz değildir ve tarih önünde herkes durduğu yerden anılacaktır” sözleriyle tamamladı. Bu çıkış, BAL-GÖÇ kongresi sonrası tartışmaların uzun süre gündemde kalacağının güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
🔍 DERİN BAKIŞ
Bir derneğin asli sahiplerinin söz hakkının ellerinden alınması, toplumsal hafıza ve kimlik açısından ne gibi etkiler yaratır?
Suskunluk, yalnızca ihmal değil mi, aynı zamanda bir aidiyet krizine yol açar mı?
BAL-GÖÇ örneği, göçmen camialarda temsil ve kimlik mücadelesinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
BAL-GÖÇ ve Bulgaristan göçmenleriyle ilgili önceki haberlerimizi inceleyerek takip edebilirsiniz.










Yorumlar