top of page

BAL-GÖÇ’te Seçim Nasıl Tartışmalı Hale Geldi? Hazirun Listesi Krizi Ne Anlama Geliyor?

BAL-GÖÇ’ün 20. Olağan Genel Kurulu’nda yaşananlar, dernek tarihinde eşi görülmemiş usulsüzlük iddialarını ve tepkileri beraberinde getirdi.

BAL-GÖÇ’te Seçim

BAL-GÖÇ Genel Kurulu’nda Tartışmalı Süreç

Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BAL-GÖÇ) tarafından gerçekleştirilen 20. Olağan Genel Kurul, kamuoyunda ciddi tartışmalara yol açtı. Kongre sürecinde yaşanan gelişmeler, birçok üye tarafından demokratik teamüllerden uzak, önceden planlanmış ve şeffaflıktan yoksun bir süreç olarak değerlendirildi.


Genel kurulun ani bir kararla belirlenmesi, üyelik başvurularının uzun süre bekletilmesi ve aidat ödemelerinde yaşanan sistematik sorunlar, daha kongre başlamadan eleştirilerin hedefi oldu. Üyeler, bu sürecin bilinçli şekilde yönetildiğini ve seçimin yönlendirilmek istendiğini öne sürdü.


Hazirun Listesi Krizi: Sayılar Değil, Güven Sarsıldı

Genel kurul sürecinin en dikkat çeken başlıklarından biri hazirun listesinde yaşanan ani değişim oldu. İlk oturumda resmi tutanaklara 2119 kişi olarak geçen hazirun sayısı, seçim günü herhangi bir kamuoyu açıklaması yapılmadan 2500’e yükseldi.


Bu artışın hangi gerekçeyle, kim tarafından ve hangi yetkiyle gerçekleştirildiğine dair net bir bilgi paylaşılmadı. Üyeler, bu durumun yalnızca teknik bir hata değil, seçim sürecine doğrudan etki eden ciddi bir sorun olduğunu savundu.

Ortaya çıkan tablo;

  • Manipülasyon iddialarını,

  • Organize bir müdahale ihtimalini,

  • Şeffaflık ilkesinin ihlalinigündeme taşıdı.


Aidatını Ödeyen Üyeler Salona Alınmadı

Kongre günü yaşananlar ise tepkilerin daha da artmasına neden oldu. Aidatını eksiksiz ödemiş çok sayıda üyenin, isimleri hazirun listesinde bulunmadığı gerekçesiyle salona alınmadığı belirtildi. Üyelerin yaptığı itirazların reddedildiği, belgelerle ödeme yaptığını kanıtlayan delegelerin dahi içeriye alınmadığı ifade edildi.


Daha da dikkat çekici olan ise; aralarında yaşlılar, kadınlar ve gençlerin de bulunduğu yüzlerce üyenin soğuk ve yağışlı havada saatlerce dışarıda bekletilmesi oldu. Bu görüntüler, sosyal medyada ve dernek camiasında büyük tepki topladı.


“Bu Bir Seçim Değil, Önceden Yazılmış Bir Senaryo”

Yaşananlara ilişkin en sert açıklamalardan biri BAL-GÖÇ üyesi Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca’dan geldi. Ağca, süreci demokratik bir seçim olarak görmediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu bir seçim değildir. Masa başında kurgulanmış, rolleri önceden belirlenmiş bir senaryodur. Biz bu senaryonun parçası olmayı reddettik.”

Ağca, haksız ve adaletsiz bir sürece ortak olmamak adına sandığı terk ettiklerini ve sessiz kalmanın bu tabloyu meşrulaştıracağını vurguladı.


“BAL-GÖÇ Kimliksiz Yapıların Arka Bahçesi Olamaz”

Açıklamalarında BAL-GÖÇ’ün temsil niteliğine dikkat çeken Ağca, derneğin Balkan göçmenleriyle bağı olmayan anlayışlar tarafından yönlendirilemeyeceğini söyledi.

“BAL-GÖÇ, Balkan göçmenlerinin iradesini temsil eder. Bu irade, dışarıdan şekillendirilemez ve masa başında teslim alınamaz.” diyen Ağca, yaşanan süreci kabul etmeyeceklerini açıkça ifade etti.


“Ne Yol Yürürüz, Ne Yan Yana Dururuz”

Genel kurulda ortaya çıkan tabloyu “utanç verici” olarak nitelendiren Ağca, bu anlayışla aynı zeminde bulunmayacaklarını belirtti. BAL-GÖÇ’ün, kişisel hesapların değil; göçmenlerin emeğinin, hafızasının ve ortak mücadelesinin adı olduğunu vurguladı.


BAL-GÖÇ: Bir Dernekten Daha Fazlası

Ağca, BAL-GÖÇ’ün yalnızca bir sivil toplum kuruluşu değil, Balkan göçmenlerinin tarihini ve kimliğini taşıyan bir yapı olduğunu ifade etti. Derneğin, göçle yoğrulmuş binlerce insanın emeğini ve onurunu temsil ettiğini belirterek, bu hafızanın görmezden gelinemeyeceğini söyledi.


Tepkiler Sürüyor, Sorular Yanıtsız

Genel kurul sürecine ilişkin tartışmalar devam ederken, kamuoyunda tek bir soru öne çıkıyor:Bu iddialar karşısında kimler, hangi gerekçelerle ve nasıl hesap verecek?

Derin Bakış

Sivil toplum kuruluşları, toplumsal hafızanın ve ortak iradenin en önemli taşıyıcılarıdır. Bu yapılarda yaşanan her şeffaflık sorunu, yalnızca bir yönetim krizine değil, aidiyet duygusunun zedelenmesine de yol açar.


Peki, derneklerde gerçek demokratik katılım nasıl güvence altına alınmalı?

Benzer sivil toplum ve dernek seçimleriyle ilgili haberlerimize göz atın.


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page