top of page

Bursa’da DEVA’dan Sert İsyan: “Yoksullaştırma Politikası” İddiası

Güncelleme tarihi: 12 Şub

Türk-İş Ocak 2026 verileri, Türkiye’de emeğin hızla eridiğini gösteriyor.


DEVA İl Başkanı Öztürk, “Bu bir yoksulluk değil, bilinçli yoksullaştırma” dedi.

Bursa’da DEVA’dan Sert İsyan

DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, Türk-İş’in Ocak 2026 verilerine dayanarak yaptığı açıklamada, Türkiye’de yıllardır süren ekonomi politikalarının asgari ücretliyi, emekliyi ve memuru sistematik biçimde yoksullaştırdığını savundu. Öztürk, yaşanan tabloyu “başarısızlık” olarak değil, tercih edilen bir düzen olarak tanımladı.


Öztürk’ün açıklaması, sadece ekonomik verilerin yorumu değil; sosyal devlet ve adalet tartışmasını yeniden gündeme taşıyan bir değerlendirme. Çünkü veriler, yalnızca gelir seviyesini değil, toplumun temel ihtiyaçlara erişim kapasitesini de ölçüyor.


“Asgari Ücret Artışı Açlık Sınırının Altında Kaldı”

Türk-İş verilerine göre açlık sınırı 31 bin 224 TL, yoksulluk sınırı ise 101 bin 706 TL olarak hesaplandı. Öztürk, net asgari ücretin 28 bin 75 TL olarak belirlenmesine rağmen, ilk ayda açlık sınırının yüzde 10,7 altında kalmasını “ibretlik” bir tablo olarak nitelendirdi.


“Bu ülkede asgari ücret artık ‘geçim ücreti’ değil, resmen açlık ücreti haline getirilmiştir” diyen Öztürk, hükümetin “tarihi artış” söylemlerinin rakamlarla çeliştiğini söyledi.


Bir Ailenin Yaşayabilmesi İçin 3,6 Asgari Ücret Gerekiyor

Öztürk, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırını aşabilmesi için 3,6 asgari ücret gerektiğini vurguladı. Bu veri, Türkiye’de tek maaşla geçinmenin imkânsızlaştığını gösteriyor. Öztürk, iki çalışan bile olsa yoksulluktan kurtulmanın zorlaştığını belirtti.


Bu tespit, Bursa gibi sanayi ve üretim kentlerinde özellikle kritik. Çünkü emek gücünün yoğun olduğu şehirlerde, ücretin alım gücünün düşmesi hem sosyal gerilim hem de üretim kapasitesi açısından risk yaratıyor.


Emekli Açlığa Mahkûm Edildi

Öztürk, emeklilerin durumuna da dikkat çekti. En düşük emekli maaşının 20 bin TL olduğunu hatırlatan Öztürk, bunun açlık sınırına bile yaklaşmadığını söyledi. “Emekli, bu ülkede adeta ölüme terk edilmiştir” ifadeleriyle, emekli yurttaşların temel gıdaya erişimde zorlandığını belirtti.


Bu sözler, sosyal devlet anlayışının güçlü bir şekilde tartışılması gerektiğini ortaya koyuyor.


“Üretimi Değil Rantı Büyüten Sistem”

Öztürk, yaşanan tabloyu tesadüf değil, yıllardır süren bir anlayışın sonucu olarak değerlendirdi. “Üretimi değil rantı, emeği değil yandaşlığı, adaleti değil sadakati esas alan bu sistem” sözleriyle, kamu kaynaklarının dar bir çevreye aktarıldığını savundu.


Bu eleştiri, ekonomik krizin yanı sıra kurumsal yönetim ve adalet tartışmasını da içine alıyor. Öztürk’e göre, sosyal devlet ilkesi fiilen ortadan kalkmış durumda.


Bu Düzen Değişmek Zorunda

Öztürk, mevcut düzenin sürdürülemez olduğunu söyleyerek çağrısını şöyle sürdürdü:“Bu düzen yerin dibine batmalıdır. Türkiye’nin emeği koruyan, adaleti esas alan, hesap verebilir ve akılcı bir yönetime ihtiyacı vardır.”DEVA Partisi olarak, emeğin hakkını savunmaya devam edeceklerini belirtti.

Derin Bakış

Bu gelişme önümüzdeki günlerde Bursa’nın sosyal politika anlayışı, iş gücü piyasası ve kent içi yaşam koşulları açısından yeni tartışmaları da beraberinde getirebilir. Çünkü ücretin alım gücünün düşmesi, sadece “ekonomi” değil, şehirde yaşayan insanların yaşam hakkı ve sosyal adalet algısı ile ilgili bir meseleye dönüşüyor. Bu sadece yoksulluk değil, Bursa’da toplumsal dayanışma ve geleceğe güven meselesi olarak da okunabilir.


Peki Bursa’da yaşayanlar, bu tablonun yerel ölçekte hangi somut adımlarla düzeltilmesini bekliyor?


Belediyeler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları hangi çözümleri önceliklendirmeli?

Daha Önceki Benzer içeriklere göz atın


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page