“Çocuklarımızı Gerçekte Nasıl Yetiştiriyoruz?” – İhsan Bilgili’den Uyarı
- Mert Morava

- 21 Kas 2025
- 2 dakikada okunur

Bursa siyasetinin deneyimli isimlerinden İhsan Bilgili, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla dikkat çekici bir değerlendirme yaptı. Birleşmiş Milletler’in 1954 yılından bu yana çocuk haklarına özel bir gün ilan ettiğini hatırlatan Bilgili, çocukların nasıl yetiştirildiğinin geleceği doğrudan etkilediğini vurguladı.
Bilgili açıklamasında, insan beyninin halen tam olarak çözülemeyen yapısına değinerek beynin iki temel bölge üzerinden çalıştığını anlattı. İlk bölgenin, tehdit algısında devreye giren “savunma mekanizması” olduğunu söyleyen Bilgili, bu bölümün korku, kaçma, kaygı ve saldırı gibi tepkileri yönettiğini ifade etti.
İkinci bölgenin ise düşünme, muhakeme, öğrenme ve gelişme süreçlerini yöneten alan olduğunu belirtti.
Stres ve korku altında büyüyen çocuklarda bu düşünce bölgesinin sağlıklı çalışmadığını söyleyen Bilgili, ebeveynlerin kullandığı dilin büyük önem taşıdığına dikkat çekti. “Dökersin, kırarsın, kazanamazsan gözükme, senden adam olmaz” gibi baskıcı cümlelerin çocuklarda savunma mekanizmasını tetiklediğini ve gelişim alanını körelttiğini belirtti.
Çocuklara merak uyandıran, düşünmeye yönlendiren sorular sormanın önemine değinen Bilgili, “Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Sence neden böyle oluyor?” gibi ifadelerin çocuğun muhakeme gücünü geliştirdiğini söyledi. Bilimsel araştırmaların da düşünme odaklı yetiştirilen çocukların hayatlarında daha başarılı, sağlıklı ve mutlu olduğunu ortaya koyduğunu aktardı.
Bilgili ayrıca medya ve sosyal medyanın çocukların zihinsel süreçleri üzerindeki olumsuz etkilerine değinerek, “Korkuyla beslenen içerikler çocukların düşünme becerisini adeta donduruyor, onları edilgen hale getiriyor” uyarısında bulundu. Ailelere çocuklarını bilinçli ekran kullanımıyla desteklemeleri çağrısı yaptı.
İhsan Bilgili, sözlerini “Çocuklarımızı sağlıklı, özgüvenli ve güçlü bireyler olarak yetiştirmek hepimizin görevidir. 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü kutlu olsun” diyerek tamamladı.
Derin Bakış
Çocuk yetiştirme tarzı, sadece bireyin değil toplumun geleceğini de şekillendiren en kritik faktörlerden biri. Korkuya dayalı disiplin anlayışı, yıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan bir yöntem olsa da modern bilim, bunun öğrenme süreçlerini yavaşlattığını açıkça ortaya koyuyor. Bugünün çocukları, dijital medya baskısı ve yoğun uyarıcı etkisi nedeniyle zaten yüksek stres altında büyüyor. Ebeveynlerin kullandığı dil, bu stresin artmasına ya da azalmasına doğrudan yön veriyor.
Peki sizce Türkiye’de çocuk yetiştirme anlayışı daha fazla düşünmeye mi yoksa baskıya mı dayanıyor? Bu durum geleceği nasıl etkileyebilir?










Yorumlar