top of page

İmar Yasasına Takılanlar Derneği'nden yapı kayıt sistemi çağrısı: "Milyonlarca vatandaşın geleceği belirsizlik içinde bırakılamaz"

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Türkiye'de milyonlarca vatandaşı ilgilendiren yapı kayıt ve imar sorununa ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Dernek, sorunun yalnızca kaçak yapı başlığıyla ele alınamayacağını savunurken, çözümün devlet denetiminde oluşturulacak yeni bir yapı kayıt sistemiyle mümkün olabileceğini belirtti.

İmar Yasasına Takılanlar Derneği
Yapı kayıt sistemi yeniden düzenlenmeli mi? İmar Yasasına Takılanlar Derneği'nden dikkat çeken çağrı

İmar Yasasına Takılanlar Derneği'nden yapı kayıt sistemi çağrısı: "Milyonlarca vatandaşın geleceği belirsizlik içinde bırakılamaz"

Türkiye'de uzun yıllardır gündemde olan yapı kayıt sistemi ve imar sorunları, milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendirmeye devam ediyor. İmar Yasasına Takılanlar Derneği, mevcut uygulamaların yalnızca kaçak yapı tartışmaları üzerinden değerlendirilmesinin sorunun kapsamını daralttığını belirterek, yeni bir yasal düzenleme yapılması çağrısında bulundu. Dernek Başkanı İbrahim Hacıoğlu ise yapı kayıt meselesinin yalnızca imar değil, aynı zamanda mülkiyet hakkı, ekonomik güvence ve toplumsal istikrar açısından da ele alınması gerektiğini ifade etti.


Dernek tarafından yapılan açıklamada, yıllardır çözülemeyen imar sorunlarının milyonlarca kişiyi doğrudan etkilediği belirtilirken, mevcut belirsizliklerin hem vatandaşlar hem de kamu açısından yeni sorunlara yol açtığı savunuldu. Açıklamada, çözümün bilimsel veriler ışığında hazırlanacak, teknik denetimi esas alan yeni bir yapı kayıt modeliyle mümkün olabileceği görüşü dile getirildi.


İmar sorunlarının yalnızca kaçak yapı tartışması olmadığı savunuldu

Dernek Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Türkiye'de yaşanan imar sorunlarının tek başına vatandaşın tercihlerinden kaynaklanmadığını belirterek, geçmiş yıllarda oluşan planlama eksiklikleri ve idari süreçlerin bugünkü tabloyu ortaya çıkardığını ifade etti.


Açıklamada özellikle büyükşehir yasalarının ardından bazı bölgelerde imar planlarının tamamlanamaması, hisseli parsellerde devam eden mülkiyet ihtilafları, altyapı eksiklikleri ve uzun yıllardır çözülemeyen hukuki belirsizliklerin sorunun büyümesine neden olduğu değerlendirildi.


Hacıoğlu, çok sayıda vatandaşın bilinçli şekilde sistem dışına çıkmadığını, aksine yıllar içinde oluşan planlama sorunlarının bugün milyonlarca insanı doğrudan etkileyen bir tablo oluşturduğunu dile getirdi.

Dernek, bu nedenle konunun yalnızca "kaçak yapı" kavramıyla değerlendirilmesinin eksik kalacağını, sosyal ve ekonomik boyutların da dikkate alınması gerektiğini savundu.


Dernekten ekonomik maliyet değerlendirmesi

İmar Yasasına Takılanlar Derneği, mevcut yapı stokunun tamamen yıkılarak yeniden yapılmasına dayalı bir yaklaşımın ekonomik açıdan ciddi sonuçlar doğurabileceğini öne sürdü.


Derneğin paylaştığı değerlendirmeye göre, Türkiye genelinde yaklaşık 10 milyon yapının yeniden inşa edilmesinin maliyeti 2026 yılı hesaplamalarıyla yaklaşık 15 trilyon 278 milyar TL seviyesine ulaşabilir.

Açıklamada ayrıca yalnızca yıkım sürecinin yaklaşık 2 trilyon 954 milyar TL, olası kira desteklerinin ise aylık yaklaşık 175 milyar TL düzeyinde olabileceği ifade edildi.


Söz konusu rakamların derneğin değerlendirmesi olduğu belirtilirken, bu maliyetlerin yalnızca yıkıma dayalı politikaların kamu maliyesi ve vatandaş açısından önemli yükler oluşturabileceğini ortaya koyduğu savunuldu.


Dernek yönetimi, ekonomik sürdürülebilirliğin de yeni düzenleme çalışmalarında dikkate alınması gerektiğini belirtti.


Yeni yapı kayıt sistemi önerisi gündeme getirildi

Dernek, çözüm önerisinin merkezine devlet denetiminde oluşturulacak yeni bir yapı kayıt sistemini koyuyor.


Yapılan açıklamaya göre önerilen modelde kayıt altına alınacak yapıların teknik incelemelerden geçirilmesi, mühendislik esaslarına göre değerlendirilmesi ve deprem güvenliği bakımından sınıflandırılması hedefleniyor.


Dernek Başkanı İbrahim Hacıoğlu, güvenli yapıların kayıt altına alınmasının, risk taşıyan yapıların ise bilimsel kriterlere göre belirlenerek güçlendirme ya da dönüşüm süreçlerine yönlendirilmesinin daha sürdürülebilir bir yöntem olacağını ifade etti.


Açıklamada, önerilen sistemin denetimsiz yapılaşmayı teşvik etmeyi amaçlamadığı özellikle vurgulandı.

Devlet gelirleri ve yerel yönetimlere katkı sağlayabileceği değerlendirildi


İmar Yasasına Takılanlar Derneği, kayıt altına alınacak yapıların ekonomik sisteme kazandırılmasının kamu gelirlerine de olumlu katkılar sunabileceğini savundu.


Derneğin değerlendirmesine göre yeni kayıt sistemi sayesinde devlet bütçesine ilave gelir oluşturulabilir, belediyelerin emlak vergisi gelirleri artabilir ve kayıt dışı yapıların ekonomik sistem içerisinde yer alması sağlanabilir.


Bu durumun hem kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasına hem de vatandaşların mülkiyet işlemlerini daha güvenli şekilde yürütebilmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi.


Dernek, ekonomik hareketliliğin artmasının inşaat, mühendislik ve gayrimenkul sektörleri açısından da yeni fırsatlar oluşturabileceğini belirtti.


Deprem güvenliği açısından teknik denetim vurgusu

Açıklamada dikkat çekilen başlıklardan biri de deprem güvenliği oldu.

Dernek, oluşturulmasını önerdiği kayıt sistemiyle birlikte yapı stokunun teknik olarak incelenebileceğini, riskli binaların daha sağlıklı biçimde tespit edilebileceğini ve güçlendirme ihtiyacı bulunan yapıların öncelikli olarak belirlenebileceğini savundu.


Bu sayede afet yönetimi çalışmalarının daha planlı yürütülebileceği, kamu kurumlarının da yapı envanterine ilişkin daha güncel verilere ulaşabileceği ifade edildi.


İbrahim Hacıoğlu, güvenliğin tüm süreçlerin merkezinde yer alması gerektiğini belirterek, teknik denetimin yeni sistemin vazgeçilmez unsurlarından biri olması gerektiğini söyledi.


Denetimsiz yapılaşmaya değil, kontrollü çözüme vurgu yapıldı

Dernek açıklamasında, taleplerinin denetimsiz yapılaşmanın önünü açmak olmadığı özellikle ifade edildi.

İbrahim Hacıoğlu, önerilen modelin devlet kontrolünde yürütülecek teknik incelemeler, mühendislik kriterleri ve bilimsel değerlendirmeler üzerine kurulması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Bizler denetimsizliği savunmuyoruz. Tam aksine devlet kontrolünde, teknik incelemelerle desteklenen, mühendislik esaslarına dayalı ve güvenliği merkeze alan bir kayıt ve dönüşüm modeli istiyoruz."

Derneğe göre önerilen sistemde mimarlar, inşaat mühendisleri, harita teknik personelleri ve yapı sektöründeki uzmanlar aktif görev alabilecek. Böylece hem teknik denetim güçlenecek hem de yeni istihdam alanlarının oluşabileceği değerlendiriliyor.


Yapı kayıt meselesinin sosyal ve ekonomik etkilerine dikkat çekildi

İbrahim Hacıoğlu, yapı kayıt konusunun yalnızca binalardan ibaret olmadığını belirterek, meselenin mülkiyet hakkı, ekonomik güvence ve toplumsal istikrar açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.


Dernek, kayıt altına alınacak yapıların vatandaşların bakım ve güçlendirme yatırımlarını daha rahat yapabilmesine katkı sağlayabileceğini, mülkiyet güvenliğinin artmasının ise uzun vadede ekonomik hareketliliği destekleyebileceğini savundu.


Açıklamada ayrıca boş konut arzının artmasının kira piyasası üzerindeki baskıyı azaltabileceği ve kırsalda üretim yapmak isteyen vatandaşların ekonomik hayata daha etkin katılmasının mümkün olabileceği değerlendirmesine de yer verildi.


Hacıoğlu, açıklamasının sonunda milyonlarca vatandaşı ilgilendiren yapı kayıt sorununun ertelenmeden ele alınması gerektiğini belirterek, hazırlanacak olası yeni düzenlemelerde deprem güvenliği, teknik denetim, kamu yararı, mülkiyet hakkı ve ekonomik sürdürülebilirliğin birlikte gözetilmesi çağrısında bulundu.

HABER KAYNAĞI ERDAL ORHAN

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page