top of page

İmar Yasası Neden Binlerce Vatandaşı Mağdur Etti? Dernek Hangi Çözümü İstiyor?

İmar mağdurlarının protestosu

İmar Yasasına Takılanlar Derneği, son yıllarda yürürlüğe giren imar düzenlemeleri ve uygulamaların vatandaşlara ciddi hak kayıpları yaşattığını belirterek kamuoyuna sert bir çağrıda bulundu. Dernek, mevcut sistemin plansızlık, keyfi kararlar ve çarpık mevzuat nedeniyle binlerce yurttaşı evinden, arsasından ve yaşam alanından kopardığını ifade etti.


Dernek yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, “Bu bir şehircilik modeli değil, vatandaşı yok etme modelidir” sözleri dikkat çekti. Açıklamada, mülkiyet hakkının hiçe sayıldığı, kentsel dönüşüm süreçlerinin rant merkezli hale geldiği ve binlerce mağdurun dosyalarının yıllardır çözüm beklediği belirtildi.


Dernekten Sert Uyarı: “Mülkiyet Hakkı Sistematik Şekilde Zedeleniyor”

Dernek, özellikle Büyükşehir Yasası ve İmar Barışı sonrası ortaya çıkan hukuki belirsizliklerin, Türkiye’nin birçok bölgesinde vatandaşları çıkmaza sürüklediğini ifade etti. Köylerin mahalleye dönüştürülmesiyle başlayan süreçte birçok kişinin yapı kayıt belgelerinin sonradan iptal edilmesi, büyük mağduriyetlere yol açtı.


İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin açıklamasına göre:

  • Mülkiyet hakkı giderek zayıflıyor,

  • Kentsel dönüşüm toplumsal faydadan uzaklaşıp ticari projeye dönüşüyor,

  • Mahkemelerde yıllardır bekleyen mağduriyet dosyalarının sayısı on binleri buluyor,

  • Siyasi irade, bu geniş kapsamlı soruna karşı sessizliğini koruyor.


Dernek, sorunun artık yalnızca bir “imar sorunu” olmadığını, aynı zamanda bir sosyal adalet krizi haline geldiğini vurguladı.


Hacıoğlu’ndan Sarsıcı Çıkış: “Bu Yönetim Vatandaşı Yok Sayıyor!”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, özellikle 2014’te yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ve 2018’de çıkarılan İmar Barışı sonrasında oluşan mağduriyetlerin giderek büyüdüğünü söyledi. Hacıoğlu’nun açıklamalarına göre, birçok vatandaşın geçmişte yasal olarak kabul edilen yapıları, bugün hukuksuz sayılarak yıkım kararıyla karşı karşıya kalıyor.


Muğla Menteşe’de Evler Yıkıldı

26 Kasım 2025’te Muğla’nın Menteşe ilçesinde gerçekleşen yıkımlar, tartışmaları daha da alevlendirdi. Hacıoğlu’nun aktarımına göre, köyde yaşayan bazı vatandaşların evleri, yasal süreçleri tamamladıkları halde polis ve jandarma eşliğinde yıkıldı.


Hacıoğlu, yaşananları şöyle anlattı:


“Bu insanlar bir gecede evsiz kaldı. Yıllarca yaşadıkları köy evlerinden zorla çıkarıldılar. Şimdi şehirlerde kiraya mı çıkacaklar, nerede barınacaklar kimse bilmiyor.”

Bu durumun, devlet–vatandaş ilişkisini derinden sarstığını söyleyen Hacıoğlu, barınma hakkının Anayasa tarafından korunduğunu hatırlatarak “Vatandaşın yuvasını yıkmak çözüm değildir” dedi.


“Bu Yanlış Yönetim Bitecek!”

Hacıoğlu, mevcut uygulamaların sürdürülebilir olmadığını ve hükümetin bu yanlış politikadan dönmesi gerektiğini belirtti. Ona göre, özellikle afet riski taşımayan, az katlı ve köy dokusuna uygun yapılar korunmalı, mevzuat vatandaş lehine yeniden düzenlenmeli.

“Devlet, vatandaşının evine düşman gibi yaklaşmamalı. Bu insanlar yıllarca alın teriyle kurdukları yuvaları korumak istiyor. Bu hak herkes için kutsaldır.”

Dernek Başkanı, vatandaşın devlete küsmemesi için acil önlem alınması gerektiğini ifade ederek, “Küs bırakılan bir vatandaş, geleceğe güvenle bakamaz” dedi.


“Gözyaşlarıyla Seslenen Vatandaşları Artık Duyun!”

Hacıoğlu açıklamasında, yıllardır üst makamlara ulaşmaya çalışan ancak sesini duyuramayan vatandaşları hatırlattı. Cumhurbaşkanı’na kadar ulaşmaya çalışan mağdurların gözyaşlarıyla yardım istediğini, buna rağmen sorunların görmezden gelindiğini belirtti.

Hacıoğlu’na göre sorun sadece bir imar uygulaması değil; toplumsal düzeni, güven duygusunu ve devletle vatandaş arasındaki bağı etkileyen geniş çaplı bir kriz.


“Devletin Görevi Vatandaşı Korumaktır”

Açıklamanın sonunda Hacıoğlu, devletin temel görevinin vatandaşın haklarını ve yaşam alanlarını korumak olduğunu hatırlatarak, “Bugün yaşananlar bir sistemsel bozulmadır” ifadelerini kullandı.


Çözüm Çağrısı

Dernek, sorunun büyümeden çözülmesi için şu taleplerin acilen karşılanması gerektiğini savunuyor:

  • Yasa revizyonu yapılması,

  • Halk odaklı şehircilik politikalarının uygulanması,

  • Mağduriyetlere neden olan yapı kayıt belgesi iptallerinin yeniden değerlendirilmesi,

  • Kentsel dönüşümde rant değil kamu yararının esas alınması.


Hacıoğlu’nun son sözleri ise dikkat çekiciydi:

“Bu sorun çözülmezse yalnızca evler değil, toplumun tüm güven duygusu yıkılır. Her vatandaşın kendi evinde huzurla yaşama hakkı vardır.”

Derin Bakış

İmar düzenlemeleri nedeniyle yaşanan mağduriyetler, yalnızca bir şehircilik meselesi olmaktan çıkmış durumda.


İnsanların yaşam alanlarından kopması, toplumsal huzuru ve devletle vatandaş arasındaki bağı nasıl etkiler?


Sizce şehircilik politikaları yeniden ele alınmazsa gelecekte ne gibi sosyal sorunlarla karşılaşabiliriz?


İmar ve şehircilik gündemine dair diğer haberimiz


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page