top of page

İmar Yasasına Takılanlar Çözüm Bekliyor: 25 Yıllık Mağduriyetler Gündemde

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yıllardır devam eden imar ve mülkiyet sorunlarına dikkat çekerek çözüm çağrısında bulundu. TBMM'de 2024'ten bu yana komisyonda bulunan bir kanun teklifi, belirli koşulları taşıyan ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapıların Yapı Kayıt Belgesi kapsamına alınmasını ve Hazine taşınmazlarındaki bazı yapıların satışına ilişkin sürenin uzatılmasını öngörüyor.

İmar Yasasına Takılanlar Çözüm Bekliyor: 25 Yıllık Mağduriyetler Gündemde
İmar Yasasına Takılanların Mağduriyetleri İçin Yeni Çözüm Gelecek mi?

Türkiye'de yıllardır tartışılan imar ve mülkiyet sorunları yeniden gündemde. İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapıların belirli şartlarla Yapı Kayıt Belgesi kapsamına alınmasını ve Hazine taşınmazları üzerindeki Yapı Kayıt Belgeli yapıların satışına ilişkin sürenin uzatılmasını öngören kanun teklifine dikkat çekti.


Hacıoğlu, son 25 yılda imar, mülkiyet, orman, konut ve kırsal yerleşim alanlarında uygulanan politikaların farklı kesimlerde mağduriyetlere yol açtığını savunarak, “Her yaştan milyonlarca mağdur yaratıldı” değerlendirmesinde bulundu.


TBMM kayıtlarına göre söz konusu düzenleme, 15 Nisan 2024 tarihinde Meclis Başkanlığı'na sunulan 2/2098 esas numaralı İmar Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi. Teklifin mevcut durumu ise “komisyonda” olarak belirtiliyor.


İmar ve mülkiyet sorunları yeniden gündemde

Türkiye'de ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapıların hukuki statüsü uzun süredir tartışma konusu. Özellikle büyükşehir yasası sonrasında mahalle statüsüne dönüşen köylerdeki yapılaşmalar, tarım arazilerindeki hobi bahçeleri, Yapı Kayıt Belgesi bulunan ancak çeşitli nedenlerle hukuki sorun yaşayan yapılar ve Hazine taşınmazları üzerindeki yapılar bu tartışmanın farklı başlıklarını oluşturuyor.


İbrahim Hacıoğlu, bu sorunların birbirinden tamamen bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor.


Hacıoğlu'na göre yıllar içerisinde yapılan farklı düzenlemeler, bazı vatandaşların mevcut yapıları konusunda hukuki güven beklentisi oluşturmasına rağmen sonraki dönemlerde yeni sorunların ortaya çıkmasına neden oldu.


Bu kapsamda 2/B düzenlemeleri, 2018'deki İmar Barışı, Büyükşehir Yasası sonrasında köylerin mahalle statüsüne dönüşmesi ve kırsal alanlardaki yapılaşma tartışmaları farklı dönemlerde gündeme gelen başlıklar arasında bulunuyor.


Meclis'teki teklif ne öngörüyor?

TBMM'ye 15 Nisan 2024'te sunulan 2/2098 esas numaralı teklif, kişinin kendi tapulu arsa veya tarlasına 31 Aralık 2023'ten önce yaptırdığı ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapıların, afet risklerine karşı dirençli olması şartıyla Yapı Kayıt Belgesi kapsamına alınmasını amaçlıyor.


Teklifin bir diğer amacı ise Hazine taşınmazları üzerine inşa edilmiş Yapı Kayıt Belgeli yapıların, belge sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine talepleri üzerine satılmasıyla ilgili sürenin uzatılması.


Teklifin esas komisyonu Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu; tali komisyonu ise Plan ve Bütçe Komisyonu olarak belirtiliyor. TBMM kayıtlarında teklifin son durumu hâlen “komisyonda” şeklinde yer alıyor.


Dolayısıyla bu düzenlemenin henüz yasalaşmış bir imar affı olmadığı özellikle belirtilmeli.


Teklif 2026'da da Meclis gündemine taşındı

Söz konusu teklifin doğrudan Genel Kurul gündemine alınması için 24 Şubat 2026'da bir önerge görüşüldü. TBMM tutanaklarına göre önerge kabul edilmedi.


Bu durum, imar ve yapı kayıt sorunlarının Meclis gündeminde kalmaya devam ettiğini gösterirken, teklifin yasalaşması için henüz tamamlanmış bir yasama süreci bulunmadığı anlamına geliyor.


“25 yılda milyonlarca mağdur yaratıldı”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu ise tartışmanın yalnızca yeni bir Yapı Kayıt Belgesi düzenlemesi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor.

Hacıoğlu, Türkiye'nin son çeyrek yüzyılında farklı dönemlerde uygulanan imar ve mülkiyet politikalarının geniş toplum kesimlerini etkilediğini belirtiyor.


Bu yaklaşım kapsamında yapı kayıt belgesi mağduriyetleri, kırsal yerleşim sorunları, 2/B arazileri ve hobi bahçeleri gibi başlıkların farklı hukuki alanlara ait olmasına rağmen ortak bir planlama ve mülkiyet

sorunu çerçevesinde ele alınması gerektiği ileri sürülüyor.


Büyükşehir Yasası sonrası köylerin statüsü değişti

İmar tartışmasının önemli dönemeçlerinden biri de 2012 yılında çıkarılan Büyükşehir Yasası oldu.

Büyükşehir belediyesi sınırlarının genişletilmesiyle çok sayıda köy mahalle statüsüne dönüştürüldü. Bu değişiklikle birlikte kırsal yerleşimlerdeki yapılaşma ve arazi kullanımı yeni bir idari ve imar çerçevesi içerisinde değerlendirilmeye başlandı.


Köy niteliğinde yaşamın sürdüğü yerlerdeki ev, ahır, depo ve tarımsal yapılarla ilgili mevzuat sorunlarının yanı sıra, bazı bölgelerde planlama süreçlerinin aynı hızda ilerlememesi vatandaşların yaşadığı hukuki belirsizlikleri artıran bir unsur olarak gösteriliyor.


Hobi bahçeleri tartışmanın görünen yüzlerinden biri

Son yıllarda “hobi bahçeleri” başlığı altında gündeme gelen yapılaşmalar da imar ve arazi kullanımı tartışmasının önemli bir bölümünü oluşturuyor.


Pandemi döneminde kentlerden kırsal alanlara yönelişin artmasıyla birlikte tarım arazilerinde küçük parseller üzerindeki yapılaşmalar daha fazla tartışılmaya başladı.


Bu yapıların tamamının aynı özellikte olmadığı da tartışmanın önemli noktalarından biri.

Bir tarafta ticari amaçlı ve yüksek bedelli projeler bulunurken, diğer tarafta emekli veya dar gelirli vatandaşların kırsalda küçük bir yaşam alanı oluşturma arayışı bulunabiliyor.


İmar Yasasına Takılanlar cephesinden bakıldığında, yapılacak düzenlemelerde farklı yapı türlerinin niteliğinin ve kullanım amacının birbirinden ayrılması gerektiği savunuluyor.


2018 İmar Barışı sonrası yeni tartışmalar

Türkiye'deki imar tartışmasının en önemli dönemeçlerinden biri 2018 yılında yürürlüğe giren İmar Barışı düzenlemesi oldu.


Düzenleme, 31 Aralık 2017'den önce yapılmış ruhsatsız veya imara aykırı yapıların belirli şartlarla kayıt altına alınmasını amaçladı.

Bu süreçte vatandaşlardan Yapı Kayıt Belgesi başvuruları alındı ve belirlenen bedeller üzerinden ödeme yapıldı.


Ancak sonraki yıllarda bazı Yapı Kayıt Belgelerinin iptal edilmesi, tapu ve mülkiyet konusunda yaşanan sorunlar ve bazı yapıların yıkım riskiyle karşı karşıya kalması yeni mağduriyet tartışmalarını beraberinde getirdi.


Bu nedenle 2018'de çözüm amacıyla uygulanan düzenlemenin ardından ortaya çıkan uyuşmazlıkların bir bölümü bugün de imar gündeminde yer alıyor.


Yapı güvenliği konusu kritik

İmar sorunlarının çözümüne ilişkin tartışmaların en önemli başlıklarından biri de yapı güvenliği.

Türkiye'nin deprem riski nedeniyle ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapıların yalnızca mülkiyet açısından değerlendirilmemesi gerekiyor.


TBMM'deki 2/2098 sayılı teklifin özetinde de Yapı Kayıt Belgesi verilmesi için afet risklerine karşı dirençli olma şartı bulunuyor.


Bu nedenle yeni bir düzenleme yapılması halinde yapıların teknik güvenliği, afet riski ve çevresel

etkilerinin dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.


Mülkiyet hakkı ve kamu yararı dengesi

Tartışmanın bir diğer boyutunu ise mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki denge oluşturuyor.

Bir tarafta kaçak yapılaşmanın önlenmesi, tarım arazilerinin korunması, orman ve doğal alanların güvence altına alınması gibi kamu yararı gerekçeleri bulunuyor.


Diğer tarafta ise geçmiş yıllarda çeşitli düzenlemelere başvuran veya yapılarına ilişkin resmi süreçlerden geçen vatandaşların hukuki beklentileri yer alıyor.


Bu nedenle çözümün yalnızca “her yapıyı kayıt altına alma” veya “tüm yapıları yıkma” gibi iki uç yaklaşım üzerinden yürütülmemesi gerektiği savunuluyor.


Yapı güvenliği, afet riski, arazi niteliği, çevresel etkiler ve mülkiyet hakkının birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.


İmar politikalarında rant tartışması

Türkiye'deki imar politikaları uzun yıllardır yalnızca ruhsatsız yapılar üzerinden değil, kent merkezlerindeki plan değişiklikleri ve yüksek değerli araziler üzerinden de tartışılıyor.


Büyük ölçekli konut projeleri, rezidanslar ve parsel bazlı imar değişiklikleri kamuoyunda zaman zaman “imar rantı” tartışmalarını beraberinde getiriyor.


İmar Yasasına Takılanlar'ın eleştirilerinde de kent merkezlerinde yüksek değer üreten alanların planlanması ile kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların yapı sorunları arasında bir eşitsizlik bulunduğu görüşü öne çıkıyor.


Bu yaklaşım, “Kimin arazisi planlanıyor, kimin yapısı yıkılıyor?” sorusunu gündeme getiriyor.


2/B arazileri de geçmişte tartışıldı

İmar ve mülkiyet sorunlarının bir diğer boyutunu 2/B arazileri oluşturuyor.


Orman vasfını çeşitli nedenlerle kaybetmiş arazilerin belirli şartlarla kullanıcılarına satılmasına ilişkin düzenlemeler, özellikle kırsal yerleşimlerin yoğun olduğu bölgelerde mülkiyet tartışmalarına neden oldu.

Vatandaşların bir bölümünün satış bedellerinin yüksek olduğu yönündeki itirazları, sürecin farklı bölgelerde tartışılmasına yol açtı.


Bu başlık da Türkiye'de arazi kullanımı ve mülkiyet sorunlarının uzun yıllara yayılan yapısının örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.


İmar sorununun çözümü neden zor?

Türkiye'deki imar sorunlarının yalnızca yeni bir yasa çıkarılmasıyla tamamen ortadan kalkmayacağı yönünde görüşler bulunuyor.


İmar Kanunu'nun yanı sıra tarım arazileri, meralar ve orman alanlarıyla ilgili farklı mevzuatların da arazi kullanımında belirleyici olması nedeniyle, farklı kurum ve düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.


Kırsal ve kentsel alanların uzun vadeli planlanması, merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi ve bilimsel verilere dayalı planlama yapılması, tartışmanın çözüm başlıkları arasında gösteriliyor.


İmar Yasasına Takılanlar ne istiyor?

İmar Yasasına Takılanlar cephesinde öne çıkan beklentiler arasında mevcut mağduriyetlerin kapsamlı biçimde ele alınması bulunuyor.


Vatandaşların gündeme getirdiği başlıklar arasında:

  • Yapı Kayıt Belgesi bulunan yapıların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesi,

  • İptal edilen belgeler nedeniyle oluşan mağduriyetlerin incelenmesi,

  • Tapu ve mülkiyet sorunlarının çözülmesi,

  • Kendi tapulu arsa veya arazisindeki yapılar için uygulanabilir bir hukuki çerçeve oluşturulması,

  • Afet riski taşıyan yapıların güvenli hale getirilmesi,

  • Hazine taşınmazlarındaki Yapı Kayıt Belgeli yapılar için satış süreçlerinin düzenlenmesi,

  • Büyükşehir Yasası sonrasında mahalleye dönüşen köylerin imar sorunlarının ele alınması,

  • Kırsal yerleşimler için bütüncül planlama yapılması,

  • Ticari amaçlı yapılaşmalar ile dar gelirli vatandaşların konut ihtiyacının birbirinden ayrılması,

  • Geçici düzenlemeler yerine öngörülebilir ve kalıcı bir hukuk sistemi oluşturulması bulunuyor.


Asıl tartışma yeni bir af mı, kalıcı çözüm mü?

Bugün kamuoyunda zaman zaman “yeni imar affı” başlığıyla tartışılan gelişmelerin hukuki statüsünün doğru aktarılması önem taşıyor.


TBMM'deki 2/2098 sayılı teklif, mevcut resmi kayıtlara göre hâlen komisyonda bulunuyor. Dolayısıyla teklifin yasalaştığı veya yeni bir imar affının yürürlüğe girdiği yönünde bir durum söz konusu değil.

İmar Yasasına Takılanlar'ın talepleri ise daha geniş bir çerçeveye dayanıyor.


Dernek cephesi, mevcut mağduriyetlerin giderilmesinin yanı sıra gelecekte benzer sorunların yeniden ortaya çıkmasını engelleyecek kalıcı bir imar ve mülkiyet politikasına ihtiyaç bulunduğunu savunuyor.

Bu noktada temel tartışma, bir tarafta yapılaşmanın denetlenmesi ve afet risklerinin azaltılması, diğer tarafta vatandaşların mülkiyet ve hukuki güvenlik beklentilerinin nasıl dengeleneceği üzerinde yoğunlaşıyor.


“25 yılda milyonlarca mağdur yaratıldı”

İbrahim Hacıoğlu'nun “25 yılda milyonlarca mağdur yaratıldı” şeklindeki değerlendirmesi, yıllardır devam eden imar ve mülkiyet tartışmasının toplumsal boyutuna dikkat çekiyor.


İmar Yasasına Takılanlar açısından beklenti, yeni bir geçici düzenlemeden ziyade vatandaşların mülkiyet hakkını, yapı güvenliğini, kamu yararını ve çevresel hassasiyetleri birlikte gözeten kalıcı bir sistem kurulması.


TBMM'deki teklifin komisyon sürecinin nasıl ilerleyeceği ve teklifin yasalaşıp yasalaşmayacağı ise önümüzdeki süreçte netleşecek.

HABER KAYNAĞI ERDAL ORHAN

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page