İnsanlık Bir Eşiğin Eşiğinde mi? Okan Dinç’ten Çarpıcı Bir Gelecek Okuması
- Mert Morava

- 21 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
Araştırmacı mühendis ve yazar Okan Dinç, yeni kitabıyla insanlığı rahatsız eden ama görmezden gelinemeyecek sorularla yüzleşmeye çağırıyor.

Araştırmacı mühendis ve yazar Okan Dinç, insanlık tarihinin en kırılgan dönemlerinden birinde kaleme aldığı yeni kitabıyla okurun karşısına çıktı. Ancak bu eser, alışıldık kişisel gelişim kitaplarından ya da kurumsal başarı rehberlerinden çok farklı bir yerde duruyor. Dinç’in çalışması; daha fazla kâr, daha yüksek verimlilik ya da daha parlak sürdürülebilirlik raporları vaat etmiyor. Aksine, insanlığın varoluşunu tehdit eden yapısal sorunlara odaklanan güçlü bir düşünsel manifesto niteliği taşıyor.
Konforlu Cevaplar Yerine Rahatsız Edici Sorular
Okan Dinç’in kitabı, okuru rahatlatan formüller sunmak yerine onu düşünmeye zorlayan sorularla karşılıyor. Günümüzde “sürdürülebilirlik”, “yeşil dönüşüm” ve “çevre dostu” gibi kavramların büyük ölçüde pazarlama dili hâline geldiğini savunan Dinç, bu kavramların içinin bilinçli ya da bilinçsiz şekilde boşaltıldığına dikkat çekiyor.
Yazara göre mesele, doğru kelimeleri kullanmak değil; doğru zihniyeti inşa edebilmek. Kitap, çevre ve insan kavramlarının yalnızca vitrin süsü olarak kullanıldığı anlayışlara karşı sert bir duruş sergiliyor.
“Bu Kitap Daha İyi Şirketler İçin Yazılmadı”
Dinç, kitabın daha ilk sayfalarında amacını net bir ifadeyle ortaya koyuyor. Ona göre bu eser, daha başarılı şirketler yaratmak için yazılmış bir rehber değil. Ancak insanı merkeze alan bir dönüşüm isteyen kurumlar için önemli ipuçları barındırıyor.
Yazar, günümüz sistemlerinin temel probleminin verimsizlik değil, insanı ve doğayı dışlayan bir tasarım anlayışı olduğunu savunuyor. Gerçek verimliliğin, ancak insanı, toplumu ve ekosistemi birlikte düşünen yapılarda mümkün olabileceğini vurguluyor.
“Yeşil” Bir Renk Değil, Bir Yaşam Biçimi
Kitapta dikkat çeken başlıklardan biri de “yeşil” kavramına getirilen yeni bakış açısı. Okan Dinç’e göre yeşil; bir raporun kapağı ya da bir pazarlama söylemi değil, yaşamın kendisini temsil ediyor. Bu nedenle çevreci görünmenin değil, çevreyle uyumlu yaşamanın esas alınması gerektiğini savunuyor.
Dinç, sürdürülebilirlik söyleminin samimi olmadığı sürece yalnızca bir oyalama aracı hâline geldiğini belirtiyor.
İnsanlık Üç Büyük Güven Kriziyle Karşı Karşıya
Kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri, insanlığın aynı anda yaşadığı üç büyük güven krizine ayrılmış durumda. Dinç’e göre bu krizler, yalnızca bugünü değil, gelecek nesillerin yaşam koşullarını da doğrudan tehdit ediyor.
Gıda Güvensizliği
Gıdanın temel bir insan hakkı olmaktan uzaklaşıp stratejik bir araca dönüştüğü vurgulanıyor. Küresel üretim ve dağıtım sistemlerinin adaletsizliği, milyonlarca insan için belirsizlik yaratıyor.
Su Krizi
Suya erişimin giderek sınıfsal ve coğrafi eşitsizliklere bağlı hâle geldiğine dikkat çekiliyor. Dinç, suyun metalaştırılmasının insanlığın geleceği açısından büyük bir risk oluşturduğunu savunuyor.
Enerji Güvenliği
Enerji kaynaklarının politik güç aracı hâline gelmesi, toplumlar arasındaki uçurumu derinleştiriyor. Enerjiye erişimdeki adaletsizlik, sosyal kırılganlığı artırıyor.
Yazara göre bu krizlerin temelinde kaynak kıtlığı değil, insanın kaynaklarla kurduğu yanlış ilişki yatıyor.
Çift Geçiş Teorisi: Aynı Anda İki Dönüşüm
Okan Dinç’in kitapta ortaya koyduğu en özgün kavramlardan biri “Çift Geçiş Teorisi” olarak öne çıkıyor. Bu teoriye göre, yalnızca ekonomik ya da kurumsal sistemleri değiştirmek yeterli değil. İnsan zihniyeti, değerleri ve öncelikleri de eş zamanlı olarak dönüşmek zorunda.
Dinç, teknolojik ilerlemenin ahlaki ve zihinsel gelişimle desteklenmediği sürece sistemleri daha kırılgan hâle getirdiğini savunuyor. Gerçek dönüşümün, bireysel farkındalık ile toplumsal değişimin birlikte ilerlemesiyle mümkün olabileceğini vurguluyor.
Eğitim, Güven ve Geleceği Yeniden Düşünmek
Kitap üç temel eksen üzerine inşa ediliyor: eğitimi yeniden tanımlamak, güven kavramını merkeze almak ve kısa vadeli çözümleri sorgulamak. Okan Dinç’e göre eğitim yalnızca meslek kazandıran bir süreç değil; insanın dünyayla kurduğu ilişkiyi şekillendiren temel unsur.
Güvenin yeniden inşa edilmediği bir toplumda, ne kurumların ne de sistemlerin ayakta kalabileceği görüşü kitap boyunca güçlü biçimde işleniyor.
🟢 DERİN BAKIŞ
İnsanlık Bilgi Çağında Neden Hâlâ Öğrenemiyor?
Teknoloji gelişirken insanlığın aynı oranda olgunlaşmaması bir tesadüf mü?
Okan Dinç’in kitabı, bilginin artmasının bilgelik anlamına gelmediğini savunuyor.
Peki sorun bilgi eksikliği mi, yoksa yüzleşme cesareti mi?










Yorumlar