top of page

Kirazlıyayla’daki Baraj Patlaması Bursa’yı Nasıl Etkileyecek?

Kirazlıyayla’da atık barajının patlaması sonrası zehirli posa dere yataklarına karıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı durdurma kararı aldı.

Kirazlıyayla’daki Baraj Patlaması

Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Köyü’nde yıllardır tartışılan Kurşun–Bakır–Çinko Zenginleştirme Tesisi ve Atık Barajı Projesi’nde beklenen felaket yaşandı. Köylülerin uyarılarına rağmen tesisin faaliyetleri durdurulmamış, atık barajının patlamasıyla birlikte ağır metaller ve zehirli posa dere yataklarına karıştı. Kirlilik, Yenişehir Ovası’na doğru yayılmaya başladı.


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yaşanan gelişmenin ardından tesiste faaliyetlerin durdurulduğunu açıkladı. Ancak Kirazlıyayla köylüsünün avukatı Osman Atalay Akman, bu kararın yeterli olmadığını belirterek çok sert bir açıklama yaptı.


“Bu bir kaza değil, göz göre göre gelen bir suç”

Avukat Akman, yıllardır yapılan uyarıların göz ardı edildiğini ve yaşananların öngörülebilir bir felaket olduğunu söyledi. “Biz bu tesis, bu atık barajı burada olmaz dedik. Davalar açtık, bilirkişiler getirdik, raporlar aldırdık. Yerde sürüklendik, kapı kapı devlet kurumlarını gezdik, dilekçeler verdik.


Bursa’da çalmadık kapı, anlatmadık gazete bırakmadık. Ama hiçbirimiz dinlenmedik. Biz biliyorduk. Haklı çıktık. Peki haklı çıkmak neye yaradı? Şimdi atık barajı patladı.”


Akman’ın bu sözleri, Kirazlıyayla’daki olayın yalnızca teknik bir kaza olmadığı; bir dizi idari karar ve izin sürecinin sonucunda ortaya çıkan bir kriz olduğu görüşünü yansıtıyor.


Zehirli posa ovaya akıyor, sular kirleniyor

Avukat Akman, atık barajında biriken ağır metallerin dere yataklarına karıştığını ve bu kirliliğin Yenişehir Ovası’na doğru ilerlediğini belirtti. Tarım alanları, içme suları ve ekosistemin büyük bir risk altında olduğunu söyledi.


“Bugün yaşanan şey yalnızca Kirazlıyayla’nın değil, Bursa’nın ve bölgenin meselesidir. Yeraltı ve yerüstü suları kirlenmeye devam ediyor. Bunun telafisi yoktur.”


Bu açıklama, Bursa’nın kırsal bölgelerindeki su kaynaklarının ve tarımsal üretimin risk altında olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle Yenişehir Ovası gibi tarımsal üretimin yoğun olduğu alanlar için kirlilik, uzun vadede ekonomik ve sosyal sonuçlar doğurabilir.


Asli sorumlular belli: “Herkes hesap vermeli”

Akman, kamuoyuna açık şekilde sorumluları tek tek sıralayarak hesap sorulması gerektiğini ifade etti. Sorumlular arasında izin veren kurumlar, ÇED süreçlerini yönetenler, çevreye etkileri öngörülmüş projelere onay verenler yer alıyor.


“Bu felaketin sorumluları şunlardır:

  1. Bu kadar eğimli bir araziye maden tesisi kurulmasına izin verenler,

  2. Asbest tozuması riski açıkça ortadayken, köye bu kadar yakın bir noktaya atık barajı ve fabrika yapılmasına onay verenler,

  3. İznik Gölü ve çevredeki dereler kurumaya yüz tutmuşken, fabrikanın bu bölgeden su çekmesine izin verenler,

  4. Yakın çevrede zeytinlikler olmasına rağmen bunu görmezden gelenler,

  5. Maden ocağı açmak uğruna arkeolojik taşların tahrip edilmesine, ormanın kesilmesine, mezarlara dahi saygı gösterilmemesine göz yumanlar,

  6. Tüm bu tespitler bilirkişi raporlarıyla ortaya konmuşken ve ilk derece mahkemeleri ÇED raporunu iptal etmişken, bu kararları kaldırarak fabrikanın Kirazlıyayla’da kurulmasına izin verenler…”


Akman, açıklamasını “Danıştay üyeleri dahil herkes yargılanmalıdır” sözleriyle tamamladı.


“Bu dava sadece Kirazlıyayla’nın değil”

Kirazlıyayla köylüsünün hukuk mücadelesinin süreceğini belirten Akman, bu davanın yalnızca bir köyün değil, yaşam hakkının, çevrenin ve hukukun davası olduğunu vurguladı.

Bu gelişme önümüzdeki günlerde Bursa’nın çevre politikaları, kent planlama anlayışı ve toplumsal yaşamı açısından yeni tartışmaları da beraberinde getirebilir.

Derin Bakış

Bursalılar açısından bakıldığında, Kirazlıyayla’daki atık barajı felaketi sadece bir “maden kazası” değil; şehir hakkı, çevre adaleti ve gelecek vizyonu açısından kritik bir eşik. Bu sadece Kirazlıyayla’nın değil, Bursa’nın su kaynakları, tarım alanları ve yaşam alanları için bir uyarı niteliğinde. Bu sadece “çevre” değil, aynı zamanda kent planlama ve yönetim anlayışının sınandığı bir mesele.


Bu gelişme önümüzdeki günlerde Bursa’nın çevre politikaları, kent planlama anlayışı ve toplumsal yaşamı açısından yeni tartışmaları da beraberinde getirebilir.

Benzer içeriklere göz at


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page