MESS Neden Geri Adım Atmıyor? Metal İşçileri Sefalet Zammına Karşı Sahada
- Mert Morava

- 29 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
MESS ile Türk Metal arasındaki toplu sözleşme görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadı. Metal işçileri, enflasyonun altındaki zam teklifine karşı ülke genelinde eyleme geçti.

2025–2027 dönemini kapsayan MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmeleri, metal sektöründe tansiyonu yükseltti. Türk Metal Sendikası ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) arasında yürütülen müzakerelerde uzlaşma sağlanamaması üzerine uyuşmazlık tutanağı tutuldu. Bunun ardından sendikanın aldığı eylem kararları, Türkiye genelindeki birçok fabrikada eş zamanlı olarak hayata geçirildi.
Metal işçileri, açıklanan zam oranlarının mevcut ekonomik koşullar karşısında kabul edilemez olduğunu vurgularken, “sefalet ücretine boyun eğmeyeceğiz” mesajını net bir şekilde verdi. Özellikle hayat pahalılığı, artan kira ve gıda fiyatları karşısında geçim sıkıntısının derinleştiğine dikkat çekildi.
Vardiya Girişlerinde Kitlesel Açıklamalar
25 Aralık Perşembe günü Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Uysal Altundağ’ın öncülüğünde, sendikaya bağlı işyerlerinde vardiya giriş ve çıkış saatlerinde kitlesel basın açıklamaları yapıldı. Grammer Koltuk Sistemleri A.Ş. başta olmak üzere çok sayıda MESS kapsamındaki fabrikada yüzlerce işçi bir araya geldi.
İşçiler, ellerinde pankartlarla ve attıkları sloganlarla taleplerini duyurdu. “Sefalet ücretine hayır”, “İş, ekmek yoksa barış da yok” ve “Açlıktan ölmeyiz, bu yoldan dönmeyiz” sloganları, metal işçisinin kararlılığını gözler önüne serdi.
MESS’in Zam Teklifi Tepkilerin Odağında
Basın açıklamalarında paylaşılan rakamlar, işçi tarafı ile işveren sendikası arasındaki makasın ne kadar açıldığını ortaya koydu. Türk Metal’in taleplerine karşılık MESS’in sunduğu teklif, enflasyon oranlarının dahi altında kaldı.
Sendikanın taleplerine göre işçiler ilk 6 ay için yüzde 20 zam ve günlük 35 TL seyyanen artış istedi. MESS ise yüzde 5 zam ve 11,5 TL seyyanen artış önerdi. Bu oran, yaklaşık yüzde 10’luk bir artışa denk gelirken, açıklanan yüzde 13’lük 6 aylık enflasyonun dahi gerisinde kaldı. Ayrıca ikinci yıl için herhangi bir zam teklifinin sunulmaması da tepkileri artırdı.
Sosyal yardımlar konusunda da benzer bir tablo ortaya çıktı. Yüzde 32,95 olarak açıklanan enflasyona rağmen MESS’in yalnızca yüzde 25 artış önermesi, sendika cephesinde “işçinin gerçekliğiyle bağdaşmıyor” şeklinde yorumlandı.
“Geçinemiyoruz Dedik, Bize Açlık Dayatıldı”
Basın açıklamasında konuşan sendika temsilcileri, MESS’in tutumunun uzlaşmadan uzak olduğunu dile getirdi. Yapılan açıklamalarda, “Biz bu masaya geçinemiyoruz diye geldik. Karşımıza açlığı dayatan bir teklif kondu. Bu kabul edilemez” ifadeleri kullanıldı.
Metal sektörünün Türkiye ekonomisi için taşıdığı stratejik öneme de dikkat çekildi. İhracatın ve sanayi üretiminin bel kemiğini oluşturan metal işçilerinin, insanca yaşam talebinin görmezden gelinemeyeceği vurgulandı.
“İşçi Yoksa Üretim de Yok” Vurgusu
Eylemler sırasında sıkça dile getirilen bir diğer mesaj ise üretim barışı oldu. İşçiler, düşük ücret dayatmasının sadece çalışanları değil, üretim sürecini ve sanayi düzenini de olumsuz etkileyeceğini ifade etti. “İşçi yoksa üretim de yok” söylemiyle, sosyal diyalog çağrısı yinelendi.
Sendika yetkilileri, taleplerin karşılık bulmaması halinde eylemlerin artarak devam edeceğini açıkça dile getirdi. Bu durum, önümüzdeki günlerde metal sektöründe daha geniş çaplı hareketlilik yaşanabileceğine işaret ediyor.
Eylemler Yayılıyor, Süreç Yakından İzleniyor
Türk Metal Sendikası tarafından yapılan açıklamada, eylemlerin MESS kapsamındaki tüm işyerlerinde kararlılıkla süreceği belirtildi. İşçiler, haklarını alana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurguladı.
2025–2027 MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi süreci, metal işçisinin örgütlü gücünü bir kez daha ortaya koyarken, gözler şimdi işveren tarafının atacağı adımlara çevrildi. Sürecin nasıl sonuçlanacağı, yalnızca metal sektörünü değil, Türkiye’deki toplu pazarlık iklimini de yakından ilgilendiriyor.
🔎 DERİN BAKIŞ
Metal işçilerinin tepkisi yalnızca bir ücret pazarlığı değil; artan yaşam maliyetleri karşısında emeğin değerinin nasıl aşındığını da gözler önüne seriyor. Enflasyon, güvencesizlik ve gelir adaletsizliği derinleşirken, bu tablo sosyal barışı nasıl etkileyecek?
İşçi ile sermaye arasındaki bu gerilim, daha geniş bir toplumsal dönüşümün habercisi olabilir mi?
Bu gelişmelerle bağlantılı olarak daha önce yayımladığımız toplu sözleşme süreçleri, işçi eylemleri ve sendikal mücadele haberlerimize de göz atabilirsiniz.










Yorumlar