Orhangazi’nin Geleceği İçin Hangisi Tehlikeli? Taş Ocakları mı, Jeotermal mi, Yoksa Plansızlık mı?
- Mert Morava

- 2 dakika önce
- 3 dakikada okunur
Orhangazi’de Gündem:
Sessiz Tehlikeler, Büyük Sorular..

Orhangazi’de gündem her zamanki gibi yoğun… Ama Orhangazi’de Gündem: Sessiz Tehlikeler, Büyük Sorular
Orhangazi’de gündem her zamanki gibi yoğun… Ama bu yoğunluk ne yazık ki ilçemizin geleceğini yakından ilgilendiren ciddi sorunlarla dolu.
Bir yanda yerleşim alanlarının dibine kadar dayanan taş ocakları…
Toz, gürültü, patlatmalar ve her geçen gün biraz daha artan sağlık endişeleri.
Evine 100 metre mesafede dinamit patlatılan bir vatandaşın “yaşam hakkı” kâğıt üzerinde mi kaldı?
Soruyorum:
Bu ocaklara kim, hangi şartlarla izin verdi?
ÇED raporları gerçekten halkın sağlığını mı koruyor, yoksa sadece prosedür mü yerine getiriliyor?
Çevre konusu benim için her zaman hassas olmuştur. Çünkü çevreyi kaybeden bir şehir, geleceğini de kaybeder. Orhangazi bir tarım kenti, bir zeytin diyarı… Ama bugün zeytin ağaçlarının gölgesine taş ocaklarının tozu düşüyor.
Diğer yandan Marmarabirlik Orhangazi Kooperatifi’nde yönetim değişti. Yeni başkana başarılar diliyorum. Ancak temennim şudur:
Kooperatifler siyaset üstü kalmalı, üreticinin hakkını sonuna kadar savunmalıdır. Zeytin üreticisi zaten zor durumda. Girdi maliyetleri artmış, kazanç düşmüş. Yeni yönetimin asli görevi üreticiyi ayağa kaldırmaktır.
Bir başka önemli gündem maddesi ise jeotermal arama faaliyetleri…
Enerji elbette önemli. Ama tarım alanlarının, yeraltı sularının, zeytinliklerin riske atıldığı bir enerji politikası kime hizmet eder?
Ve sosyal konutlar…
Dar gelirli vatandaş için umut, gençler için bir nefes.
Ama burada da adalet çok önemli. Kimler faydalanacak, nasıl dağıtılacak, şeffaflık sağlanacak mı?
Kısacası Orhangazi bugün kritik bir yol ayrımında.
Ya plansızlıkla, rantla ve suskunlukla yol alacağız…
Ya da doğamıza, üreticimize, halkımıza sahip çıkacağız.
Ben bu kentin bir evladı olarak şunu açıkça söylüyorum:
Orhangazi sahipsiz değildir.
Bu şehirde yaşayan herkesin sağlığı, toprağı ve geleceği emanettir.
Ve biz bu emanete gözümüz gibi bakmak zorundayız. bu yoğunluk ne yazık ki ilçemizin geleceğini yakından ilgilendiren ciddi sorunlarla dolu.
Bir yanda yerleşim alanlarının dibine kadar dayanan taş ocakları…
Toz, gürültü, patlatmalar ve her geçen gün biraz daha artan sağlık endişeleri.
Evine 100 metre mesafede dinamit patlatılan bir vatandaşın “yaşam hakkı” kâğıt üzerinde mi kaldı?
Soruyorum:
Bu ocaklara kim, hangi şartlarla izin verdi?
ÇED raporları gerçekten halkın sağlığını mı koruyor, yoksa sadece prosedür mü yerine getiriliyor?
Çevre konusu benim için her zaman hassas olmuştur. Çünkü çevreyi kaybeden bir şehir, geleceğini de kaybeder. Orhangazi bir tarım kenti, bir zeytin diyarı… Ama bugün zeytin ağaçlarının gölgesine taş ocaklarının tozu düşüyor.
Diğer yandan Marmarabirlik Orhangazi Kooperatifi’nde yönetim değişti. Yeni başkana başarılar diliyorum. Ancak temennim şudur:
Kooperatifler siyaset üstü kalmalı, üreticinin hakkını sonuna kadar savunmalıdır. Zeytin üreticisi zaten zor durumda. Girdi maliyetleri artmış, kazanç düşmüş. Yeni yönetimin asli görevi üreticiyi ayağa kaldırmaktır.
Bir başka önemli gündem maddesi ise jeotermal arama faaliyetleri…
Enerji elbette önemli. Ama tarım alanlarının, yeraltı sularının, zeytinliklerin riske atıldığı bir enerji politikası kime hizmet eder?
Ve sosyal konutlar…
Dar gelirli vatandaş için umut, gençler için bir nefes.
Ama burada da adalet çok önemli. Kimler faydalanacak, nasıl dağıtılacak, şeffaflık sağlanacak mı?
Kısacası Orhangazi bugün kritik bir yol ayrımında.
Ya plansızlıkla, rantla ve suskunlukla yol alacağız…
Ya da doğamıza, üreticimize, halkımıza sahip çıkacağız.
Ben bu kentin bir evladı olarak şunu açıkça söylüyorum:
Orhangazi sahipsiz değildir.
Bu şehirde yaşayan herkesin sağlığı, toprağı ve geleceği emanettir.
Ve biz bu emanete gözümüz gibi bakmak zorundayız.
ERKAN SEZGİN
Gazeteci – Köşe Yazarı
28.01.2026..
Derin Bakış
Bu gelişmeler sadece Orhangazi’nin gündemini meşgul eden meseleler değil; aynı zamanda ilçenin geleceği ve toplumsal yaşamı açısından da belirleyici. Eğer çevre ve tarım alanları, kısa vadeli kazançlar uğruna geri dönülmez şekilde zarar görürse, Orhangazi’nin ekonomik ve sosyal dokusu da zayıflar. Bu sadece Orhangazi’nin değil, tüm Bursa’nın “kentsel planlama ve sürdürülebilirlik” tartışmasını yeniden gündeme taşıyabilir.
Bu gelişme önümüzdeki günlerde Bursa’nın kent politikaları, toplumsal yaşamı ve çevre yaklaşımı açısından yeni tartışmaları da beraberinde getirebilir.
👉 Benzer içeriklere göz atın:










Yorumlar