Sağlık Artık Lüks mü? Taner Keleş’ten Çarpıcı İddialar
- Mert Morava

- 31 Oca
- 2 dakikada okunur
Sağlık hizmetlerine erişim her geçen gün zorlaşırken, Saadet Partisi’nden dikkat çeken eleştiriler geldi.
Peki bugün sağlık sistemi kimi koruyor?

Bursa’da sağlık sistemi tartışmaları yeniden alevlendi. Saadet Partisi İl İstişare Kurulu Başkanı Taner Keleş, yaptığı açıklamada mevcut sağlık politikalarının vatandaşları tedavi olmaktan çekinir hale getirdiğini belirterek, iktidara yönelik sert eleştirilerde bulundu.
Keleş, özellikle ilaç fiyatları ve katkı payları üzerinden yürütülen uygulamaların, sosyal devlet anlayışını fiilen ortadan kaldırdığını savundu.
Bugün kronik hastalığı bulunan ve düzenli ilaç kullanmak zorunda olan vatandaşların, giderek artan maliyetlerle karşı karşıya bırakıldığını ifade eden Keleş, bu tablonun kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
Devlet İlaç Bedelinin Ne Kadarını Karşılıyor?
Taner Keleş’in açıklamasında en dikkat çeken başlıklardan biri, ilaç bedellerine ilişkin oranlar oldu. Keleş, mevcut uygulamada ilaç bedellerinin yalnızca yüzde 22,8’inin devlet tarafından karşılandığını, geri kalan büyük kısmın ise doğrudan vatandaşın cebinden çıktığını belirtti.
Bu durumun açık bir adaletsizlik olduğunu vurgulayan Keleş, sağlık hizmetlerinin giderek ticari bir sistem mantığıyla yürütüldüğünü savundu.
Ancak asıl tartışma, bu politikanın bilinçli bir tercih olup olmadığı noktasında yoğunlaşıyor.
❓ Bu Ne Anlama Geliyor?
Vatandaşın tedaviye erişmeden önce maddi durumunu düşünmek zorunda kalması, sağlık hizmetlerinin niteliğine dair ciddi soru işaretleri doğuruyor. Uzmanlara göre bu tablo, sağlık hakkının eşit ve ulaşılabilir olmaktan uzaklaştığını gösteriyor.
Asıl soru şu: Sağlık hizmeti bir hak mı, yoksa satın alınan bir hizmet mi?
“23 Yıllık İktidarın Sağlık Karnesi”
Keleş, iktidarın sağlık politikalarını savunurken geçmiş verilerin göz ardı edilemeyeceğini ifade etti. 2002 yılında devletin ilaç bedellerinin yüzde 96,1’ini karşıladığını hatırlatan Keleş, bugün gelinen noktayı “bilinçli bir geriye gidiş” olarak değerlendirdi.
Bu karşılaştırmanın, sağlık politikalarındaki yön değişimini açıkça ortaya koyduğunu savunan Keleş, “Bu bir reform değil, sistemli bir tasfiyedir” görüşünü dile getirdi.
Sosyal Devlet İlkesi Tartışması
Taner Keleş, mevcut uygulamaların Anayasa’da yer alan sosyal devlet ilkesine aykırı olduğunu ifade etti. Sağlığın bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkı olduğunu vurgulayan Keleş, gelinen noktada sağlıklı olmanın giderek ekonomik güce bağlı hale geldiğini söyledi.
Buna rağmen sağlık harcamalarının yükünün vatandaşın omuzlarına bırakılması, eleştirilerin dozunu artırıyor.
Şehir Hastaneleri Bursa’da Ne Yarattı?
Keleş, şehir hastaneleri modeline de sert eleştiriler yöneltti. Bursa merkezinde bazı devlet hastanelerinin kapatılarak hizmetin büyük ölçüde şehir hastanesine yönlendirilmesini örnek gösteren Keleş, bu durumun erişimi zorlaştırdığını belirtti.
Yatak doluluk garantisi sistemi üzerinden işleyen bu modelin, kamu hizmetinden çok ticari bir anlayışla yönetildiğini savunan Keleş, sağlık hizmetlerinin piyasa mantığına teslim edildiğini iddia etti.
“Sağlıkta Dönüşüm Değil, Çöküş”
Randevu krizleri, artan katkı payları, ulaşımı zor hastaneler ve karşılanamayan ilaç bedellerinin vatandaşları sistem dışına ittiğini belirten Keleş, yaşanan süreci “sağlıkta dönüşüm değil, sağlıkta çöküş” olarak tanımladı.
Buna rağmen mevcut politikaların sürdürülmesi, eleştirilerin önümüzdeki süreçte daha da artacağına işaret ediyor.
“Bu Düzen Değişmek Zorunda”
Açıklamasının sonunda Taner Keleş, Saadet Partisi’nin insanı merkeze alan, kamucu ve adil bir sağlık sistemini savunduğunu belirterek, mevcut düzenin sürdürülemez olduğunu ifade etti.
🔍 DERİN BAKIŞ |
Bu tartışma yalnızca sağlık harcamalarıyla sınırlı değil; şehirlerde yaşayan yurttaşların eşit sağlık hizmetine erişim hakkı ve sosyal adalet talebiyle doğrudan bağlantılı. Özellikle Bursa gibi büyük ve yaşlanan nüfusa sahip kentlerde, sağlık politikalarının piyasa odaklı yürütülmesi toplumsal yaşamı derinden etkiliyor.
Bu sadece sağlık sistemi değil, kamusal sorumluluk ve geleceğin şehirleri meselesi.
Bu gelişme önümüzdeki günlerde Bursa’nın sağlık politikaları, kamu hizmetlerine erişim anlayışı ve toplumsal yaşamı açısından yeni tartışmaları da beraberinde getirebilir.
Peki, sağlıkta gerçekten yeni bir yol mümkün mü?
Daha önceki benzer içerikler için göz atın










Yorumlar