Erkan Sezgin’den Analiz: Çocukları Koruyamayan Yasa, Kimi Korumaya Çalışıyor?
- Mert Morava

- 18 Oca
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 19 Oca
Çocukların hayatı, yasaların “koruyor” dediği yerde son buluyor.
Bu yazı bir isyan değil; çocukların gerçekten korunmadığı bir düzenin alarmıdır.

Gazeteci Erkan Sezgin, kaleme aldığı yazısında çocuk ölümlerinin artık münferit olaylar olarak görülemeyeceğini vurguluyor. Sezgin’e göre, her satırı bir başka çocuğun yarım kalan hayatını hatırlatan bu tablo, toplumun ve devletin ortak sorumluluğunu gözler önüne seriyor.
Henüz oyun çağında olması gereken yaşlarda hayattan koparılan Alperen, Matti Ahmet ve Atlas… Sezgin, bu isimlerin yalnızca haber başlıklarında kalan rakamlar olmadığını; Anayasa tarafından korunması gereken ama gerçekte korunamayan çocuklar olduğunu ifade ediyor.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 41. maddesini hatırlatan Sezgin, devletin çocukları her türlü istismar ve şiddetten korumakla yükümlü olduğuna dikkat çekiyor. Ancak yaşanan acı olayların, bu hükmün uygulamada karşılık bulmadığını açıkça ortaya koyduğunu belirtiyor.
Çocuk Koruma Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve uluslararası sözleşmelerin varlığına rağmen, sahadaki ihmallerin sürdüğünü söyleyen Sezgin, hukukun yalnızca metinlerde kalmasının çocukları hayatta tutmaya yetmediğini dile getiriyor. Ona göre sorun, yasa eksikliği değil; uygulama, denetim ve sorumluluk zincirindeki kopukluklar.
Bir çocuğun sokakta, okulda ya da dijital ortamda yaşamını yitirmesinin sadece bireysel suç olarak ele alınamayacağını vurgulayan Sezgin, asıl meselenin önleyici mekanizmaların çalışmaması olduğunu savunuyor. Her olaydan sonra başlatılan soruşturmaların, asıl soruyu gölgelediğini belirtiyor: Çocuk ölmeden önce hangi kurum görevini yerine getirmedi?
Sezgin’e göre hukuk, bir trajediden sonra değil, o trajedi yaşanmadan önce devreye girmeli. Yasaların çıkarılmasının yeterli olmadığını; uygulanması, denetlenmesi ve ihmali olanların da hesap vermesi gerektiğini özellikle vurguluyor. Aksi halde yasaların vicdanları rahatlatan ama çocukları koruyamayan metinlere dönüştüğünü ifade ediyor.
Toplumun tüm kesimlerine sorumluluk düştüğünü belirten Sezgin, sessiz kalan ebeveynlerin, görmezden gelen toplumun ve geç kalan devletin bu tabloda payı olduğunu söylüyor. Bu düzen değişmediği sürece yeni isimlerin manşetlere taşınacağını ve toplumun her seferinde aynı çaresizlikle susacağını dile getiriyor.
Yazısının bir isyan değil, güçlü bir çağrı olduğunun altını çizen Erkan Sezgin, çocuklar için çıkarılan yasaların gerçekten işlemesi, ihmallerin cezasız kalmaması ve hiçbir çocuğun büyüyemeden hayattan koparılmaması gerektiğini vurgulayarak sözlerini tamamlıyor.
Bu içerik, Köşe yazarı Erkan Sezgin’in kaleme aldığı köşe yazısından hareketle editoryal olarak hazırlanmıştır.
Derin Bakış: Bu Sadece Çocuk Meselesi Değil
Çocuklarımızı koruyamayan bir sistem, geleceği de koruyamaz. Bu sadece bireysel bir ihmalkârlık değil; toplumsal bir kırılganlıkdır.
Çünkü bir toplum, evlatlarını kaybederek ayakta kalamaz. Bu tablo, sosyal adalet ve kamu güvenliği açısından da kritik bir uyarıdır.
Bu gelişme önümüzdeki günlerde Türkiye’nin çocuk politikaları ve toplumsal koruma mekanizmaları açısından yeni tartışmaları da beraberinde getirebilir.
Bu yazı bir isyan değil, bir çağrıdır: Yasalar çocuklar için gerçekten çalışsın.
İhmaller cezasız kalmasın. Ve hiçbir çocuk, büyüyemeden hayattan koparılmasın.
Bu haberle bağlantılı içerikler için göz atın



Yorumlar