top of page

Erkan Sezgin’den Analiz: Çocukları Koruyamayan Yasa, Kimi Korumaya Çalışıyor?

Çocukların hayatı, yasaların “koruyor” dediği yerde son buluyor.


Bu yazı bir isyan değil; çocukların gerçekten korunmadığı bir düzenin alarmıdır.

Erkan Sezgin’den Analiz

Her satırında bir çocuğun yarım kalan hayatı olan bir yazıyı kaleme almak kolay değil.Özellikle de o çocuklar henüz oyun çağında olması gerekirken toprağa verilmişse…

13 yaşında Alperen,14 yaşında Matti Ahmet,15 yaşında Atlas…


Bu isimler, sadece birer haber başlığı değil; Anayasa’nın “koruma altına aldığı” ama gerçekte koruyamadığı çocukların simgesi.


Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 41. maddesi açıkça belirtiyor: “Devlet, çocukları her türlü istismara ve şiddete karşı koruyucu tedbirleri alır.”


Peki neden hâlâ korunamıyorlar?


Çocuk Koruma Kanunu var.Türk Ceza Kanunu var. Uluslararası sözleşmelere imzalar atıldı.

Ancak uygulamada bir boşluk, bir ihmal, bir suskunluk var.


Türkiye’de Sistem Neden Çöküyor?

Hukuk sadece kâğıt üzerinde kalırsa, çocuklar hayatta kalamıyor. Bugün bir çocuk sokakta, okulda, dijital mecralarda ya da ihmaller zincirinde hayatını kaybediyorsa; burada sadece bireysel bir suçtan değil, önleyici tedbirlerin alınmamasından doğan kamusal bir sorumluluktan söz etmek gerekir.


Her olaydan sonra “soruşturma başlatıldı” deniliyor. Ama asıl sorulması gereken soru şu: Bu çocuk ölmeden önce hangi kurum görevini yapmadı?


Çünkü hukuk, öldükten sonra değil, ölmeden önce devreye girmelidir.


Asıl Sorun Yasa Değil, Uygulama

Bir çocuğun korunması için yasa çıkarmak yetmez; o yasanın uygulanması, denetlenmesi ve ihmal edenin de hesap vermesi gerekir.


Ancak pratikte, ihmal edenlerin çoğu zaman “kasıt yok” gibi ifadelerle soruşturmanın dışında kaldığı

görülüyor.Bu durum, hukukun vicdanı değil; sistemsel bir boşluğu işaret ediyor.


Asıl soru şu: Yasalar, çocukları korumak için gerçekten yeterli mi? Yoksa eksik olan şey “yasa” değil, “sorumluluk alma” mı?


Sessiz Kalan Toplumun Payı

Biz büyükler olarak sorumluyuz .Sessiz kalan ebeveyn, görmezden gelen toplum, geç kalan devlet…Bu üçlü, çocukların hayatını tehlikeye atan en büyük faktörler arasında.


Ancak…


Bu düzeni değiştirmezsek, yarın yine bir çocuğun adı manşet olacak. Ve biz yine “çok yazık” deyip susacağız.

Derin Bakış: Bu Sadece Çocuk Meselesi Değil

Çocuklarımızı koruyamayan bir sistem, geleceği de koruyamaz. Bu sadece bireysel bir ihmalkârlık değil; toplumsal bir kırılganlıkdır.


Çünkü bir toplum, evlatlarını kaybederek ayakta kalamaz.Bu tablo, sosyal adalet ve kamu güvenliği açısından da kritik bir uyarıdır.


Bu gelişme önümüzdeki günlerde Türkiye’nin çocuk politikaları ve toplumsal koruma mekanizmaları açısından yeni tartışmaları da beraberinde getirebilir.


Bu yazı bir isyan değil, bir çağrıdır:Yasalar çocuklar için gerçekten çalışsın.


İhmaller cezasız kalmasın. Ve hiçbir çocuk, büyüyemeden hayattan koparılmasın.

Bu haberle bağlantılı içerikler için göz atın


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page