İmar Barışı Yeniden Tartışılıyor: Vatandaş mı Suçlu, Sistem mi?
- Mert Morava

- 5 Şub
- 3 dakikada okunur
İmar Barışı yeniden tartışma konusu milyonlarca kişiyi ilgilendiren süreçte asıl sorun vatandaş mı, yoksa yıllardır çözülemeyen yapısal eksikler mi?

2018 yılında yürürlüğe giren İmar Barışı düzenlemesi, Türkiye genelinde olduğu gibi Bursa’da da uzun yıllardır çözülemeyen imar ve mülkiyet sorunları için bir çıkış yolu olarak görülmüştü. Yapıların kayıt altına alınmasıyla hem vatandaşın mülkiyet güvencesi artmış hem de devlet önemli bir gelir elde etmişti.
Ancak 6 Şubat 2023’te yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler, yapı güvenliği meselesini yeniden ülkenin en sıcak gündemlerinden biri hâline getirdi. Deprem sonrası bazı yapı kayıt belgeli binalarla ilgili ortaya çıkan usulsüzlük iddiaları, İmar Barışı’nın tamamının sorgulanmasına neden oldu.
Ancak uzmanlara göre asıl tartışılması gereken konu, düzenlemenin kendisinden çok uygulama hataları ve denetim eksikliği.
Tüm Yapı Kayıtlı Yapılar Aynı Kefeye Konabilir mi?
Kentleşme ve yapı güvenliği alanında çalışan uzmanlar, yapı kayıt belgeli tüm yapıların “riskli” ya da “yıkılması gereken” yapılar olarak tanımlanmasının teknik ve sosyal açıdan doğru olmadığını vurguluyor.
Bursa’da bu yapıların önemli bir bölümünün yıllardır kullanılan, altyapısı tamamlanmış ve kamu hizmetlerinden yararlanan alanlar olduğu belirtiliyor. Buna rağmen, denetimsizliğin yarattığı risk algısı nedeniyle milyonlarca vatandaş belirsizlik içinde yaşamaya devam ediyor.
Ancak burada asıl soru şu: Denetlenmeyen yapılar mı sorun, yoksa denetimi yapmayan sistem mi?
Yeni Bir İmar Barışı Mümkün mü?
Son dönemde kamuoyunda, geçmişte yapılan hatalardan ders alınarak daha güçlü denetim mekanizmalarına sahip yeni bir İmar Barışı düzenlemesi yapılabileceği yönünde görüşler öne çıkıyor.
Bu kapsamda önerilen başlıklar arasında şunlar yer alıyor:
Yapı kayıt belgeli yapıların zorunlu teknik incelemeden geçirilmesi
Depreme dayanıklılığı yetersiz binalar için güçlendirme teşvikleri
Altyapısı tamamlanmış yapıların toptan yıkımının önüne geçilmesi
Kaynakların kontrollü dönüşüm süreçlerine yönlendirilmesi
Buna rağmen, yasal belirsizlikler vatandaşın önünü görmesini zorlaştırıyor.
Bu Bursa İçin Ne Anlama Geliyor?
Bursa, hızlı göç alan yapısı, kırsal ve kentsel alanların iç içe geçmesi ve geçmişte yapılan plansız düzenlemeler nedeniyle imar sorunlarının en yoğun yaşandığı şehirlerden biri olarak öne çıkıyor.
Özellikle kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşlar, mevcut yapıların hukuki statüsü nedeniyle ciddi mağduriyetler yaşadıklarını ifade ediyor. Bu durum yalnızca bireysel mülkiyet meselesi değil; kentin geleceğini doğrudan etkileyen yapısal bir sorun olarak görülüyor.
İMAR YASASINA TAKILANLAR DERNEĞİ’NDEN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMA
İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, imar sorunlarının temelinde vatandaşın değil, yıllardır çözülemeyen yasal boşlukların ve idari eksikliklerin bulunduğunu dile getiriyor.
Hacıoğlu’na göre 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Büyükşehir Yasası, özellikle kırsal alanlarda derin sorunlara yol açtı.
“Köyler Hukuken Ortadan Kaldırıldı”
6360 sayılı yasa ile köy tüzel kişiliklerinin kaldırıldığını hatırlatan Hacıoğlu, köylerin mahalleye dönüştürülmesiyle kırsal alanların ağır şehir imar mevzuatına tabi tutulduğunu ifade ediyor.
“Kırsalı şehirleştirdiniz ama altyapısını hazırlamadınız. Sonuçta vatandaş kendi toprağında kaçak durumuna düşürüldü.”
Ancak plan yapma yükümlülüğünü yerine getirmeyen idarenin, bedelini vatandaşa ödettiği eleştirisi sıkça dile getiriliyor.
“Devletin Verdiği Söz Yarım Kaldı”
2018’deki İmar Barışı’nın devletin vatandaşına verdiği bir söz olduğunu vurgulayan Hacıoğlu, belge alan ve bedel ödeyen vatandaşların sonradan belirsizlikle karşı karşıya bırakıldığını belirtiyor.
Pandemi sonrası kırsala dönüşle birlikte bu sorunların daha da görünür hâle geldiğine dikkat çekiliyor.
DERİN BAKIŞ
Bu tartışma yalnızca ruhsatsız yapılar ya da imar mevzuatı meselesi değil; şehir hakkı, sosyal adalet ve Bursa’nın gelecekte nasıl bir kent olacağı sorusunun da merkezinde yer alıyor. Plansızlık ve belirsizlik sürdükçe, hem kamusal kaynaklar etkin kullanılamıyor hem de yurttaşın barınma hakkı kırılgan hâle geliyor.
Bu gelişme önümüzdeki günlerde Bursa’nın imar politikaları, kent planlama anlayışı ve toplumsal yaşamı açısından yeni tartışmaları da beraberinde getirebilir.
Peki Bursa, bu süreci krizle mi yoksa fırsatla mı yönetecek?
benzer içeriklere göz atın



Yorumlar