İmar Sorunu Derinleşiyor: İbrahim Hacıoğlu’ndan Yapı Kayıt Sistemi İçin Sert Reform Çağrısı
- 24 May
- 3 dakikada okunur
İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Türkiye’de yıllardır çözülemeyen yapı kayıt ve imar sorunlarının artık milyonlarca vatandaşı doğrudan etkileyen büyük bir krize dönüştüğünü söyledi. Ekonomik maliyetin trilyonlarca lirayı bulduğunu belirten Hacıoğlu, mevcut yaklaşımın sürdürülemez olduğunu vurgulayarak kapsamlı reform çağrısı yaptı.

Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan imar ve yapı kayıt sorunları yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Özellikle büyükşehirlerde artan plansız yapılaşma, mülkiyet belirsizlikleri ve yapı kayıt sistemindeki sorunlar milyonlarca vatandaşı doğrudan etkileyen geniş çaplı bir tartışma alanı oluşturuyor.
İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yaptığı kapsamlı değerlendirmede mevcut tablonun artık teknik bir idari problem olmaktan çıktığını söyledi. Hacıoğlu’na göre Türkiye’de yaşanan süreç, doğrudan ekonomik güvenliği, sosyal düzeni ve vatandaşın mülkiyet hakkını etkileyen çok daha büyük bir krize dönüşmüş durumda.
Özellikle son yıllarda derinleşen kira krizi, konut maliyetlerindeki yükseliş ve yapı stokuna ilişkin tartışmaların, imar sorununu yalnızca belediyecilik başlığı olmaktan çıkardığı değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre mesele artık şehir planlamasının ötesinde sosyal istikrarı da etkileyen bir yapıya ulaştı.
Türkiye’de İmar Sorunu Neden Büyüyor?
Türkiye’de yıllardır gündemde olan yapı kayıt ve imar tartışmalarının temelinde, hızlı kentleşme süreci ve plansız büyüme modeli bulunuyor.
Özellikle büyükşehirlerde artan nüfus baskısı, konut ihtiyacındaki yükseliş ve geçmiş dönemlerde yapılan kontrolsüz yapılaşmalar bugün milyonlarca yapının hukuki statüsünü tartışmalı hale getirmiş durumda.
İbrahim Hacıoğlu açıklamasında bu tabloya dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Bugün Türkiye’de milyonlarca vatandaş, kendi evi üzerinde bile tam anlamıyla hak sahibi değildir. Bu tablo artık bir idari gecikme değil, açık bir sosyal ve ekonomik krizdir.”
Hacıoğlu’na göre vatandaşların yıllarca emek vererek sahip olduğu konutların hukuki belirsizlik içinde kalması, yalnızca bireysel mağduriyet değil; aynı zamanda devlet-vatandaş ilişkisini de zedeleyen ciddi bir güven problemine dönüşüyor.
Özellikle deprem riski taşıyan bölgelerde yapı güvenliğiyle ilgili yaşanan tartışmaların, mevcut sistemi daha da kırılgan hale getirdiği belirtiliyor.
Milyonlarca Yapı Tartışmanın Merkezinde
İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin paylaştığı değerlendirmelere göre Türkiye genelinde yaklaşık 10 milyon yapı çeşitli nedenlerle kayıt dışı ya da hukuki belirsizlik içinde bulunuyor.
Bu tablo yalnızca vatandaşların tapu ve mülkiyet süreçlerini değil, ekonomik sistemi de doğrudan etkiliyor.
Derneğin değerlendirmelerine göre:
Yapı stokunun tamamen yeniden inşa edilmesi halinde maliyetin 15 trilyon TL’yi aşabileceği,
Olası yıkım süreçlerinin ekonomiye ek trilyonluk yük oluşturacağı,
Konut ve kira krizinin mevcut tabloyu daha da ağırlaştırdığı belirtiliyor.
Özellikle büyükşehirlerde artan kira fiyatlarıyla birlikte mevcut yapı stokunun korunması ve güçlendirilmesi konusu daha fazla tartışılmaya başlandı.
Çünkü uzmanlara göre yalnızca yıkım odaklı politikalar, konut arzını daha da daraltarak ekonomik baskıyı artırabilir.
“Yıkım Politikası Çözüm Değil”
İbrahim Hacıoğlu, açıklamasında mevcut yaklaşımı sert sözlerle eleştirdi.
“Milyonlarca yapıyı yıkmak, sadece ekonomik bir felaket değil; aynı zamanda sosyal bir yıkımdır. Bu yaklaşım sürdürülebilir değildir ve ülkeyi daha büyük bir krize sürükler.”
ifadelerini kullanan Hacıoğlu, çözümün tamamen yıkım eksenli politikalar yerine kayıt altına alma, teknik denetim ve güçlendirme modeliyle sağlanabileceğini savundu.
Bu değerlendirme, özellikle son dönemde sıklaşan kentsel dönüşüm tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Birçok şehirde vatandaşların yüksek maliyetler nedeniyle dönüşüm süreçlerine dahil olmakta zorlandığı belirtilirken, ekonomik şartların mevcut modeli sürdürülemez hale getirdiği yorumları yapılıyor.
Özellikle dar gelirli vatandaşların yaşadığı bölgelerde ortaya çıkan finansman sorununun çözülmeden kapsamlı dönüşüm politikalarının başarıya ulaşmasının zor olduğu ifade ediliyor.
Mülkiyet Hakkı Tartışması Büyüyor
Hacıoğlu’nun açıklamalarında en dikkat çeken başlıklardan biri de mülkiyet hakkı vurgusu oldu.
“Bir vatandaşın yıllarca emek vererek yaptığı evin hukuki statüsü belirsiz bırakılıyorsa, burada ciddi bir sistem sorunu vardır. Bu kabul edilemez.”
değerlendirmesinde bulunan Hacıoğlu, anayasal güvence altında bulunan mülkiyet hakkının uygulamada tam karşılık bulamadığını savundu.
Bu durumun özellikle orta gelir ve alt gelir grubunda ciddi mağduriyet oluşturduğu ifade ediliyor.
Uzmanlar ise yapı kayıt sistemindeki belirsizliklerin yalnızca bireysel hak kaybı yaratmadığını, aynı zamanda bankacılık, sigorta, kredi ve yatırım süreçlerini de doğrudan etkilediğini belirtiyor.
Çünkü hukuki statüsü tartışmalı hale gelen yapıların ekonomik sistem içerisindeki hareket alanı da daralıyor.
Kira Krizi ve Ekonomik Baskı Daha da Derinleşebilir
Türkiye’de son yıllarda en çok tartışılan başlıklardan biri olan kira artışları da imar sorunuyla bağlantılı değerlendiriliyor.
Ekonomistler, mevcut yapı stokunun daralması ya da büyük ölçekli yıkım politikalarının uygulanması halinde konut arzında daha büyük sıkıntılar yaşanabileceğini belirtiyor.
Bu durumun özellikle büyükşehirlerde yeni kira dalgalarını tetikleme riski taşıdığı ifade ediliyor.
İbrahim Hacıoğlu da açıklamasında ekonomik boyuta dikkat çekerek mevcut yaklaşımın ülke ekonomisi açısından ciddi riskler barındırdığını söyledi.
Özellikle inşaat maliyetlerinin hızla arttığı bir dönemde milyonlarca yapının yeniden inşa edilmesinin ekonomik olarak sürdürülebilir olup olmadığı tartışılıyor.
Reform Çağrısı: “Artık Erteleme Lüksü Yok”
İbrahim Hacıoğlu, açıklamasının sonunda kapsamlı reform çağrısını yineledi.
“Bu mesele artık ertelenemez. Her gecikme, hem ekonomik kayıp hem de toplumsal güvensizlik olarak geri dönmektedir. Net, kararlı ve kapsamlı bir reform şarttır.”
ifadelerini kullanan Hacıoğlu, yeni sistemin yalnızca gelir odaklı değil; güvenlik, teknik denetim ve sosyal adalet temelinde kurulması gerektiğini söyledi.
Açıklamasının son bölümünde ise oldukça çarpıcı bir değerlendirmeye yer verdi:
“Bu artık bir imar sorunu değildir. Bu, devletin vatandaşla olan ilişkisinin sınandığı bir meseledir. Eğer bu sorun çözülmezse, sadece yapılar değil, toplumsal güven de zarar görür.”
İmar Yasasına Takılanlar Derneği, yapı kayıt sistemi ve imar düzenlemeleri konusunda kapsamlı yasal reform ve acil eylem planı çağrısını yineledi.
DAHA ÖNCEKİ BENZER İÇERİKLERE GÖZ ATIN
HABER KAYNAĞI ERDAL ORHAN




Yorumlar