“Müslüman’a Haram Çeşme” Gerçekte Nerede? Muhtar Yeri Gösterdi

Arap Şükrü’de tarihi çeşmenin yeri yeniden gündemde
Bursa’nın Osmangazi ilçesinde bulunan Arap Şükrü Sokağı, bu kez yıllardır anlatılan “Müslüman’a Haram Çeşme” rivayetiyle gündeme geldi. Kuruçeşme Mahallesi Muhtarı Ali Polat, bölgede bugün bu hikâyeyle ilişkilendirilen çeşmenin, rivayette anlatılan tarihi çeşme olmadığını savundu. Polat’a göre asıl çeşme, sokak girişinden yaklaşık 80 metre içeride bulunuyor.
Muhtar Ali Polat, çeşmenin yeri ve üzerindeki yazıyla ilgili yaptığı tespitleri ilgili kamu kurumlarına dilekçeyle bildirdiğini söyledi. Çeşmenin mevcut durumuna ilişkin fotoğrafların da kayıt altına alındığı belirtildi.
Böylece Bursa’nın geçmişine ilişkin kuşaktan kuşağa aktarılan tarihi rivayetlerden biri, bu kez çeşmenin gerçek konumu ve üzerindeki isim üzerinden yeniden tartışılmaya başlandı.
“
Asıl çeşme 80 metre içeride”
Kuruçeşme Mahallesi Muhtarı Ali Polat’ın aktardığı bilgilere göre, Arap Şükrü Sokağı’nın girişinde bugün tarihi rivayetle ilişkilendirilen noktanın doğru çeşme olup olmadığı konusunda soru işareti bulunuyor.
Polat, yaptığı incelemelerde rivayette söz edilen asıl çeşmenin sokak girişinden yaklaşık 80 metre daha içeride bulunduğunu belirtti. Muhtar, konuya ilişkin tespitlerini resmi makamlara dilekçeyle taşıdığını ifade etti.
Çeşmenin bulunduğu öne sürülen noktanın mevcut durumuna ilişkin fotoğrafların da kayıt altına alındığı aktarıldı. Polat’ın başvurularında çeşmenin tarihi niteliğinin, gerçek konumunun ve üzerindeki yazıların incelenmesini talep ettiği belirtildi.
Bu noktada çeşmenin kesin tarihçesi ve rivayette anlatılan yapı olup olmadığına ilişkin resmi bir tespitin henüz ortaya konulmadığı görülüyor. Konunun, yapılacak kurum ve uzman incelemeleriyle netlik kazanması bekleniyor.
Çeşmenin üzerindeki isim de tartışmanın parçası oldu
Tartışmanın yalnızca çeşmenin konumuyla sınırlı olmadığı belirtildi. Muhtar Ali Polat, çeşmenin üzerinde Yahudi cemaatinden bir kişiye ait olduğu belirtilen bir ismin bulunduğunu ve bu durumun fotoğraflarla belgelendiğini söyledi.
Çeşme üzerindeki yazı ve ismin kimliğine ilişkin kesin tarihsel değerlendirme yapılabilmesi için resmi kayıtların ve uzman incelemelerinin ortaya konulması gerekiyor.
Polat’ın kamu kurumlarına yaptığı başvurular da bu nedenle önem taşıyor. Başvurularda çeşmenin tarihi niteliğinin yanı sıra gerçek konumunun ve üzerindeki yazıların incelenmesinin talep edildiği ifade edildi.
Çeşmenin hangi dönemde yapıldığı, kim tarafından yaptırıldığı ve yapım amacının ne olduğu konusunda ise mevcut bilgiler kesin bir tarihsel sonuca işaret etmiyor.
“Müslüman’a Haram Çeşme” rivayeti nasıl anlatılıyor?
Arap Şükrü Sokağı ile ilgili en bilinen anlatılardan biri, halk arasında “Müslüman’a Haram Çeşme” adıyla bilinen tarihi rivayet.
Sokağın eski adının “Yahudilik Yol Ağzı” olduğu yönündeki anlatı da çeşmeyle ilgili rivayetin temel unsurlarından biri olarak aktarılıyor.
Rivayete göre Osmanlı döneminde Bursa’da yaşayan bir kişi, Yahudi Mahallesi’nin girişine bir çeşme yaptırdı. Çeşmenin üzerine ise şu ifade yazıldı:
“Her kula helal, Müslüman’a haram”
Rivayetin farklı anlatımlarında, çeşmeyi yaptıran kişinin bu yazı nedeniyle dönemin padişahı veya kadısı tarafından sorgulandığı aktarılıyor.
Kendisine neden böyle bir ifade kullandığı sorulduğunda ise söz konusu kişinin, Müslümanların sayıca fazla olmalarına rağmen birbirlerine yeterince sahip çıkmadığını, buna karşılık Yahudi cemaatinin kendi üyeleri arasında güçlü bir dayanışma bulunduğunu söylediği anlatılıyor.
Rivayetin devamında, çeşmeyi yaptıran kişinin bu nedenle kendi cemaatine sahip çıkmayan Müslümanlara suyu “haram”, birbirlerine sahip çıkan gayrimüslimlere ise “helal” kıldığını savunduğu aktarılıyor.
Ancak bu anlatının kesinleşmiş bir tarihi olaydan ziyade Bursa’da kuşaktan kuşağa aktarılan bir rivayet olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla çeşmenin üzerindeki ifade, yapının kim tarafından yaptırıldığı ve anlatının tarihsel dayanağı gibi konuların birbirinden ayrılarak değerlendirilmesi gerekiyor.
Arap Şükrü Sokağı’nın geçmişi de tartışmanın önemli bir parçası
Bugün restoranları ve eğlence mekânlarıyla tanınan Arap Şükrü Sokağı, Bursa’nın geçmişte farklı toplulukların bir arada yaşadığı bölgelerinden biri olarak anlatılıyor.
Kuruçeşme Mahallesi’nin Osmanlı döneminde Bursa’daki Yahudi yerleşiminin önemli merkezlerinden biri olduğu yönündeki bilgiler, bölgenin tarihsel kimliğini de tartışmanın önemli bir parçası haline getiriyor.
Zaman içerisinde bölgedeki Yahudi nüfusunun azalmasıyla birlikte mahallenin sosyal yapısında da değişiklik yaşandığı aktarılıyor. Bugün sokakta ağırlıklı olarak restoran ve meyhaneler bulunmasına rağmen bölgede geçmiş dönemlerden kalan çeşmeler, dini yapılar, eski taşınmazlar ve sokak dokusu dikkat çekiyor.
Bu tarihi izler, Arap Şükrü Sokağı’nın yalnızca bugünkü kullanım biçimiyle değil, geçmişteki sosyal ve kültürel yapısıyla da değerlendirilmesine olanak sağlıyor.
Çeşmenin gerçek yeri resmi incelemeyle netleşecek
“Müslüman’a Haram Çeşme” olarak bilinen rivayet, uzun yıllardır Bursa’nın yerel anlatıları arasında yer alıyor. Ancak son tartışmanın odağında bu kez rivayetin kendisinden çok, rivayette söz edilen çeşmenin nerede bulunduğu ve mevcut çeşmenin bu anlatıyla gerçekten bağlantılı olup olmadığı bulunuyor.
Kuruçeşme Mahallesi Muhtarı Ali Polat, yaptığı incelemeler sonucunda asıl çeşmenin sokak girişinden yaklaşık 80 metre içeride olduğunu savunuyor. Polat ayrıca çeşmenin üzerindeki ismin de araştırılması gerektiğini belirterek tespitlerini ilgili makamlara taşıdı.
Öte yandan çeşmenin kesin tarihçesinin ortaya çıkarılması için yalnızca yerel anlatıların değil, resmi kayıtların, yapı üzerindeki yazıların ve uzman incelemelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Bu nedenle çeşmenin hangi döneme ait olduğu, kim tarafından yaptırıldığı, üzerindeki ismin kime ait olduğu ve “Müslüman’a Haram Çeşme” rivayetiyle bağlantısının bulunup bulunmadığı, yapılacak incelemelerin ardından daha net biçimde ortaya konulabilecek.
Şimdilik bilinen ise Bursa’nın tarihi Arap Şükrü Sokağı’ndaki çeşme tartışmasının, yıllardır anlatılan bir rivayetin gerçek mekânla bağlantısını yeniden gündeme taşıdığı.





Yorumlar