top of page

Siyaset, Ahlak ve Hassasiyet Üzerine Bir Not: Manevi Değerler Neden Bu Kadar Kolay Zedeleniyor?

Gazeteci Erkan Sezgin, son dönemde manevi değerler üzerinden yaşanan ve kamuoyunda tepki çeken olaylara ilişkin dikkat çeken bir analiz kaleme aldı. Sezgin, siyaset–ahlak–toplumsal sorumluluk ilişkisine güçlü bir vurgu yapıyor.


Siyaset, Ahlak ve Hassasiyet Üzerine Bir Not
Aşağıda yer alan yazı, gazeteci Erkan Sezgin tarafından Kulishaber16’ya özel olarak kaleme alınmış olup, daha önce hiçbir basılı ya da dijital mecrada yayımlanmamıştır. Metne herhangi bir editoryal müdahalede bulunulmamış, yazarın ifadeleri aynen korunmuştur.

Siyaset, Ahlak ve Hassasiyet Üzerine Bir Not


Uzun zamandır gündemde gördüğümüz bazı olaylar, ne yazık ki gençler üzerinden dinimize ve kutsallarımıza yönelik hafife alınan, ciddiyetsiz ve kabul edilemez tutumları gözler önüne seriyor. Namazla, sela ile, ibadetle alay edercesine yapılan her davranış; sadece bir bireyin hatası değil, toplumun manevi hassasiyetlerini yaralayan bir sorumsuzluk örneğidir.


Bizler bu tür olayları ne olumlu karşılıyoruz ne de görmezden geliyoruz. Çünkü bu davranışlar, dinimize yönelik açık bir saygısızlık ve yıpratma girişimi gibi algılanmaktadır. İbadet; mekânı, zamanı ve edebi olan bir kutsallıktır. Eğlenceye, şova ya da hafife almaya konu edilemez.


Burada dikkat çekmek istediğim bir başka önemli husus ise, bu tür davranışları sergileyen kişilerin siyasi kimlikleridir. Herhangi bir siyasi partinin, hele ki köklü bir partinin bünyesinde yer alan bir ismin böyle bir tutum sergilemesi, meseleyi bireysel olmaktan çıkarıp toplumsal bir sorgulamaya dönüştürmektedir.


Ancak altını özellikle çizmek gerekir:

Bir kişi böyle davrandı diye, o partinin tamamı aynı kefeye konulamaz. Hiçbir siyasi hareket, bir kişinin hatasıyla yargılanamaz. Her sepetin içinde çürükler çıkabilir; önemli olan, o çürüklerin ayıklanması ve temizlenmesidir.


Biz burada ne bir partiyi karalıyoruz ne de bir siyasi yapıyı hedef alıyoruz. Aksine, MHP gibi köklü ve ciddi bir siyasi yapının içinden bu tür davranışlara imza atan kişilerin çıkması bizi ayrıca üzmektedir. Çünkü temsil makamında olanlar, sıradan bireylerden çok daha fazla sorumluluk taşırlar. Söyledikleriyle değilse bile yaptıklarıyla örnek olmak zorundadırlar.


Siyaset; sadece oy istemek değil, aynı zamanda topluma ahlak, duruş ve saygı sunma makamıdır. Kutsallarımıza gösterilen saygı, bir ideolojinin değil; insan olmanın gereğidir.

Son söz olarak şunu ifade etmek isterim:


Dinimize, değerlerimize ve toplumsal hassasiyetlerimize zarar veren her davranışın karşısında durmak; siyasi görüşten bağımsız, vicdani bir duruştur. Biz de bu duruşu sergilemeye devam edeceğiz.


— Erkan Sezgin

Derin Bakış

Günümüzde toplumsal kutuplaşma ve ideolojik ayrışma, manevi değerlere yönelik tepkileri daha da şiddetlendirebiliyor. Gençlerin üzerinden gerçekleşen bu tür provokatif davranışlar, yalnızca bireysel bir yanlış olmaktan çıkıp “toplumsal bir algı savaşına” dönüşüyor.


Bu noktada sorulması gereken temel soru şu: Bir toplum, kutsallarına saygıyı nasıl yeniden inşa edebilir ve bu tür davranışların tekrarını nasıl önler?

📌 Benzer Yazılar içim göz atın


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page